Karşımda durmuş bana bakıyordu. Göz göze geldiğimiz an bir parçamı onda kaybediverdim. Tarifi mümkün olmayan müthiş bir coşku yükseldi içimden. Sanki yıllardır beklediğim bir kavuşmanın eşiğindeydim.
"Şimdilerde insanların en büyük sorunu buydu
işte: Sahip olduklarının kıymetini bilmiyor, her zaman daha fazlasını istiyorlardı. Hem de çalışmadan. Emek harcamadan. İstedikleri olmadığında şımarık veletler gibi sızlanıp duruyorlardı. Çoğu insan dünyanın onlara borçlu olduğuna inanıyor, hayatta yaptıkları yanlış seçimlerden başkalarını mesul tutuyorlardı. Ve herkes işler planlandığı gibi gitmezse öylece bırakıp kaçabileceğini sanıyordu."
Annem bir keresinde geçmiş hikâyeleri anlatmaya
"insan kötü kalplidir," diye başlamıştı, "insan iyiliğı değil kötülüğü sever. Hikâyelere bak.. filmlere, dizilere bak.. hep kötülüğü anlatıyorlar.. neden? Kötülük çekicidir çünkü."
Annem o gece hikäyesini değiştiren tek kişinin anneannem olmadığını; çoğu kadının acı dolu geçmişlerinin yükünü taşıyamadığını; bazılarının silip unutmayı, bazılarının anneannem gibi değiştirmeyi tercih ettiklerini, bazılarının da çektiklerini unutamadan, sürekli anlatarak kendilerini tükettiğini söyledi. Kadınlar kader diye zorla içine sokuldukları bu cenderenin içinde ancak bu şekilde yaşayabilmişlerdi.