Leyla Arpaç

Leyla Arpaç
@arpacleyla
instagram.com/leyla.booksstagram Pinterest.com/leylaarpac “Profilimde yer alan isimsiz iletiler ve yazıların tümü bana aittir.”
Vatan, coğrafyanın bize sunduğu bir hediye değil; Bizim, varlığımızı üzerine inşa ettiğimiz o metafizik temeldir. Bir toprak parçasına yurt demek, insanın acizliğidir; Asıl yurt, insanın kendi bilincinin sınırlarını çizdiği, O dokunulmaz, o aşılmaz ontolojik kaledir. Sınırlar, zamanın kumdan duvarlarıdır; Bugün hüküm sürenin, yarın rüzgarla savrulduğu bir oyun. Oysa vatan, hafızanın o derin, o karanlık mahzeninde, Atalardan miras kalan o sönmeyen itirazdır. Hakikatin nerede olduğu mühim değil; Önemli olan, insanın nerede insan kalmayı başardığıdır. Dünya bir sürgündür, herkes kendi sınırlarında tutsak; Kimi vatanını sınırda arar, kimi ise ruhunun o uçsuz bucaksız sessizliğinde. Bir insanı toprağından sökebilirler, Dilini yasaklayabilir, adını tarihten silebilirler; Ama o insanın içinde taşıdığı, o kendine ait olan o büyük vatanı, Hangi güç, hangi tiranlık söküp alabilir? Vatan, göğe bakarken hissettiğin o aidiyetsiz özgürlüktür; Kendi varlığının ağırlığını, dünyanın ağırlığına vuran o sarsılmaz iradedir. Yurt, bir mülkiyet değil, bir onur mücadelesidir.
Reklam
Sen avucunu göğe açarsın, Ekmek uğruna, ateş uğruna. Ben kalbimi bir çift göze açtım; Kendi yoksulluğumu, onun şefkatiyle doyurmak için. Senin dilenciliğin rızık içindir, Akşama biter, yarına unutulur. Benimki ise bir gurur yarasıdır; Bir kez o eşiğe baş koydum, Bir kez o merhametsizliğe "açım" dedim. Artık ne kapı aralarım, Ne bir gölgenin peşine düşerim. Yemin ettim; Kendi yokluğumda oturup ağlayacağım da, Asla bir başkasının varlığından, Bir zerre huzur dilenmeyeceğim. Çünkü dilenenin elinde kalan tek şey, Kendi onurunun kırığıdır; Ve ben o kırıkla, Kendi krallığımı kuracağım.
Düşün ki; Bir şehri yangına verirken, Kendi külünde ısınır insan. Yalanın, o incecik, o zifiri perdesini Alnına dövme diye işler de, "Ben, kendimden gayrısını sevmem" demez, Diyemez... Biz ki; Birbirimizin gölgesinde çürürken, Kendi heykelimizi dikeriz meydanlara. Sırtımızda bir yük değil, Bir ömürdür taşıdığımız; Kendi ellerimizle ördüğümüz, O aşılmaz, o geçilmez sahtelik duvarı. Bakma öyle, Gözlerindeki o derin, o mahzun kuyuya; Seni de kandırırlar, beni de... Oysa hakikat dediğin, Bir bıçak ağzı kadar keskin ve yalın: "Kimse kendi yalnızlığından öteye, Bir adım atamaz." Şimdi dağılın! Yıkın o aynaları, Yıkın o sahte, o yaldızlı maskeleri. Çünkü insan, Sadece kendi çığlığına sağır kaldığı gün, Kendi olmaya başlar.
"Toplum, herkesin birbirinin yalanına ortak olduğu bir tiyatro sahnesi; perde kapandığında herkes kendi yalnızlığında kusuyor."
"Hatırladığın her şey, senin olduğun kişiyle değil, olmaktan korktuğun kişiyle şekillenmiş bir yalandır."
Reklam