Leyla Arpaç

Leyla Arpaç
@arpacleyla
instagram.com/leyla.booksstagram Pinterest.com/leylaarpac “Profilimde yer alan isimsiz iletiler ve yazıların tümü bana aittir.”
"Gürültüyle kazanılan her zafer, aslında sessiz bir mağlubiyettir; gerçek hükümdar, dünyayı susturan değil, kendi içindeki fırtınayı dindirendir."
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Herkes yansımasını süslemekle meşgul; oysa gerçek güç, aynayı kırıp arkasındaki karanlığa hükmetmektir."
Dünyayı var eden tek gerçeklik, hayatı her gün yeniden inşa eden kolektif emektir. İşçi sınıfı, tarihin ve geleceğin asıl kurucu iradesidir. Dayanışma, sömürüye karşı duran en sağlam kaledir. Tek bir elin zayıflığı, sınıf bilinciyle kenetlenmiş milyonların devasa gücüne dönüştüğünde karşısında hiçbir engel duramaz. Üretimden gelen bu mutlak güç, hayatı durdurma ve yeniden adil bir şekilde kurma yetisine sahiptir. Hayatı elleriyle yaratanlar, omuz omuza verdikleri sürece dünyanın en haklı ve en yenilmez iradesidir. "Dünyanın tüm çarklarını döndüren, nasırlı ellerin sessiz ama devasa gücüdür; bir işçi tek başına sadece bir sesken, sınıfıyla omuz omuza durduğunda sömürünün kalelerini sarsan en yıkılmaz fırtınaya dönüşür." #1 mayis iscinin emekçinin bayrami kutlu olsun .!✊🏻👊🏻
Varlık, tesadüfün değil, mutlak bir nizamın eseridir. Bir tohumun toprağı yırtışındaki sessiz güç ile mevsimlerin devirdaimindeki kusursuz sadakat, aynı iradenin imzasını taşır. Dağların heybeti ve yaprağın dökülüşü, evrenin kendi lisanıyla konuştuğu bir hakikattir. Bu sistemde hiçbir şey kendiliğinden var olmadığı gibi, hiçbir varlık da kendi kendinin mimarı değildir. İnsan, bu devasa nizamın içinde hem bir şahit hem de bir yolcudur. Bilincin açık olduğu anlar, dünyevi birer sorumluluktan ibaretken; uykunun sükuneti, ruhun bu dar evrenden sıyrılıp asıl genişliğine, başka alemlere açıldığı bir kapıdır. Bir kalabalığın içinde ansızın beliren o derin yalnızlık hissi, aslında bir kopuş değil, bir kavuşmadır; ruhun, sığ olanı reddedip mutlak boşluğa ve öze yaptığı sessiz bir hicrettir. Dünya, bir nizam içinde cenneti barındırırken; azabı ve karanlığı var eden, insanın iradesiyle beslediği o manevi yangındır. Gerçek azap, bedenin değil, ruhun duyduğu ızdıraptır. Madde her ne kadar konfor içinde olsa da, ruhun pusulası bozulduğunda beden sadece ağır bir yüke dönüşür. Kader, varlığın alnına yazılmış bir çizgidir; fakat o tarlayı sürmek, toprağı biçmek ve o çizgiyi bir yola dönüştürmek tamamen iradenin elindedir. Her şey, bir idrak meselesidir. En derin sessizlikte bile evrenin ritmini duyanlar, bu dünyanın ötesindeki o büyük nizamın birer parçası olduklarını bilirler.
"Adaletin olmadığı yerde beklenen mucize, vicdanın uyuşmuş halidir. Gayretin olmadığı bir yakarış, yaratanın muradına aykırıdır."