Kadın, varoluşun en derin sorusuna verilmiş sessiz bir cevaptır. İnsanlık çoğu zaman gücü gürültüde ve görünürde aramış olsa da, hayatın gerçek sürekliliği çoğu zaman görünmeyen bir yerde, bir kadının sabrında ve direncinde saklı kalmıştır. Kadın yalnızca bir birey değil; zamanın içinden geçen bir bilinçtir. Geçmişin hatırasını taşırken geleceğin ihtimalini de içinde büyütür; bu yüzden bir kadını anlamak, hayatın kendisini anlamaya yaklaşmaktır. Bir toplumun gerçek büyüklüğü, sahip olduğu güçle değil; kadınlarının ne kadar özgür düşünebildiği ve korkusuz yaşayabildiğiyle ölçülür. Kadınların sesi kısıldığında insanlığın vicdanı da sessizleşir; konuştuğunda ise yalnızca bir insan değil, yaşamın kendisi konuşur. Kadınlar günü bir takvim günü değil, insanlığın kendine sorduğu bir sorudur: “Hayatı var eden değeri gerçekten anlayabildik mi?” Belki de kadınlar, dünyanın en güçlü paradoksudur; en büyük güçleri şefkatten, en büyük dirençleri ise umuttan doğar ve insanlık ne zaman yolunu kaybetse, yeniden başlama cesaretini çoğu zaman kadınların kalbinde bulur. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.