Leyla Arpaç

Leyla Arpaç
@arpacleyla
instagram.com/leyla.booksstagram Pinterest.com/leylaarpac “Profilimde yer alan isimsiz iletiler ve yazıların tümü bana aittir.”
“Kadının değeri sadece hizmetçi, köle veya itaatkar bir varlık olarak tanımlanamaz. Tarih boyunca ataerkil toplumlar, güçlerini sürdürmek için dini metinleri kendi çıkarlarına göre yorumlamış ve kadının rolünü sınırlandırmıştır. Gerçek yaratan, kadına hak ve saygı verir; kölelik, zorlamalar ve cezalandırmalar insan eliyle eklenmiş sınırlamalardır. Kadın, kendi iradesi, bilgisi ve ahlakıyla değerli bir bireydir; toplumsal baskı ve ataerkil dayatmalar onu tanımlayamaz. Bu farkındalık, dini ve kültürel yorumları ayırarak, kadının özgürlüğü ve eşitliği üzerine düşünmeyi mümkün kılar.”
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dünya, insan için bir aynadır; bedenimiz, ruhumuz ve irademizle yansıyan varlığımızı görürüz. Her acı bir soru, her seçim bir cevap, her mutluluk bir ışık. Bu ayna, sadece kendimizi değil, yaratıcıyı da gösterir. İnsan, sadece var olmak için yaratılmadı; düşünmek, yönelmek ve kendi muhakemesini yapmak için var. Evren zorlamaz; bize yalnızca özgürlüğümüzü ve bilincimizi gösterir. Varoluş, uyanık bir rüya gibidir: gerçeklik bize değil, biz ona şekil veririz. Adımlarımızın izi, başkasına değil, sadece kendi aynamıza düşer. İnsan, gördüğünü değil, anladığını yaşar; yöneldiğini değil, sorguladığını keşfeder.
İnsanlar uzman gibi konuşur çünkü aidiyetsizlikten korkarlar. Bir fikre sarılmak, bir safa geçmek, kesin cümleler kurmak.Bunların hiçbiri hakikat için değil; yalnız kalmamak içindir. Günümüz insanı bilmek istemez, ait olmak ister. Sosyal alan düşüncenin değil, pozisyon almanın yeridir. Orada soru soran değil, hüküm veren ayakta kalır. “Bilmiyorum” diyen silinir; “kesin böyledir” diyen alkış alır. Bu yüzden herkes düşünmeden konuşur, çünkü susmak görünmez olmaktır. Gerçek bilgi sessizdir. Gürültü ise cehaletin kalkanıdır. İnsan kendi hayatını kontrol edemediğinde, fikirler üzerinde iktidar kurar. Doğru olmak değil, haklı görünmek önemlidir. Bu yüzden herkes uzman rolü oynar; çünkü rol, gerçeğin yükünden daha hafiftir. Bilge insan az konuşur. Kalabalık çok konuşur. Ve unutma: Herkesin emin olduğu bir yerde, hakikat çoktan ortamı terk etmiştir.
İnsan, yaşamadığı şeyleri hayal etmeden var olamaz. Sinema, insanın bilinçaltındaki kaçış noktasıdır; toplumsal kaygıların, korkuların ve umutların dışa vurduğu bir alandır. Film, yalnızca bir gösterim değildir; bir ihtimalin sahneye konulmasıdır. Gelecek, henüz yaşanmasa da sinemada bir tür prova yapar. Gerçeklik, sinemada test edilir; düşünceler ve arayışlar birer senaryo gibi şekillenir. Sinema, yalnızca geçmişi anlatmaz. O, insanın mevcut kaygılarını ve gelecekteki çözülmelerini yansıtır. Bu yüzden filmlerde gördüğümüz yıkımlar, otoriteler ve özgürlük mücadeleleri zamanla gerçeğe dönüşür. Sinema, toplumsal bilinçaltının bir dışavurumudur. İnsan, iç dünyasında yaşadığı dönüşümü dışarıya taşır; fakat bu, bir yansıma değil, gerçeğin şekil almaya başlamasıdır. İnsan önce içindeki dünyayı oluşturur, sonra onu dışarıda yaşar. Zihnin düşündüğünü yapması uzun sürmez. Toplum önce sinemada bir geleceği izler, sonra o geleceği gerçekte yaşar. Sinema, “ne olacak?” sorusunun cevabını verirken aslında insanın kolektif bilinçaltını ortaya koyar. O, geleceği bir öngörü değil, geçmişin bir izini taşır. Her film, "bu olmalı" demek yerine "bu olabilir" der. İnsan, gördüğü ihtimali reddedemez; çünkü o ihtimal, onun özüdür. Karakteri tanır, dünyayı tanır, kendisini tanır. Sinema ve toplum arasındaki ilişki tek yönlü değildir. Sinema yalnızca toplumsal gerçeği yansıtmaz; onu dönüştürme gücüne de sahiptir. Film, insanları görselleştirir ve aynı zamanda şekillendirir. Birey, filmde gördüğü dünyaya alıştığında, o dünyayı gerçeklik olarak kabul eder. Bazı yapımlar yıllar sonra "fazlasıyla doğru" gelir çünkü onlar, toplumun bilinçaltındaki derin korkuları ve arayışları dile getirir. Gerçeklik ile sinema arasındaki sınır giderek belirsizleşir. Biri, diğerini besler. İnsanlık tarihindeki büyük