Kapının önünden ayrılır gibi yapıyor... bir süre sonra geri geliyor, öbür uşağı çağırıyordu, bütün bunları dikkat çekecek şekilde, gürültü çıkararak yapıyordu... bir atlayışta oraya gidiyor, ayağını kapının aralığına sokuyor, böylece... kendisiyle yüz yüze görüşmeye zorluyordu.
Sayfa 239 - Yapı Kredi Yayınları - PDF·Kitabı okuyor
Zaman denilen o arsız mefhum, biz 'yarın ne yiyeceğiz' diye düşünürken, bizim ömrümüzü kıtır kıtır kemiren bir tarla faresine benzer. Üstelik ne kediden korkar, ne de kapandan.
🖋️ Mahmut Serin
Günümüzde utanma duygusunun yitirilmesi, bir "özgürlük" veya "özgüven" gibi pazarlanıyor. Oysa utanmanın bittiği yerde arsızlık başlar. Arsız insan için tez de, antitez de, sentez de anlamsızdır; çünkü onun tek bir ölçüsü vardır: Kendi çıkarı ve kibri. Utanmayan insan, dinin en kutsal kavramlarını bile kendi çirkin eylemlerine kılıf yapmaktan çekinmez
Ama şimdi her şey değişti. İnsanlık vermeyi unuttu. Şimdiki ellerin içi de, dışı da zehirli. Vermek gerilerde kaldı, almak öne geçti. İnsanlar arsız ve ısırıcı oldu şimdi.