“İnsanın kötülüğe sapmış bir varlık olduğunu kavraması ve göğsünde suçlu bir yürek taşıması, dünyada tüm mahkemelerin verebileceği cezalardan çok daha şiddetli bir cezadır!” diye bağırdı. “Yalnız bu kadar da değil, adalet mekanizmasının verebileceği ceza, daha doğrusu bu dünyada verilebilecek tüm cezalar, insanın kendine, kendi vicdanının verebileceği cezanın yanında hafif bile kalır. Hatta adaletin ceza vermesi böyle durumlarda suçlunun vicdanı için zorunlu bir şeydir. Onu umutsuzluktan kurtaracak belki tek şeydir.”
Bu devir, sıradan insanların en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin ve ayrıca hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir.
“Her türlü büyük buyruktan sakınmalı. Büyük söylemlerden, büyük davranışlardan dahi sakınmalı! Hepsi de sezginin kendini fazla erken ‘bilmesinden’ doğan tehlikeler.”