Rüya

"Mükemmel olduğuna inandırılmış vasatlar arasında nefes almaya çalışıyoruz."
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Problem ne kadın ne erkektir. Çoğu zaman problem; bakış açısı, algılama biçimi, yetişme tarzı, vizyon ve zihniyettir.
Alıntı
"Sözcüklere gerek kalmadan beni anlayacaklarını sandım." Vincent Van Gogh
Hayat ve İnsan
Artık değişmesi imkansız şeyleri, realitelere esef etmeden, hüküm bile vermeksizin, öylece kabullenmeli. Nitekim asla tam bir okuyucu olmadığını anlamışımdır. Çocukken, okumak bana, ilerde günün birinde, bütün öbür mesleklere birer birer başladığı sırada, insanın, üzerine alacağı bir meslek gibi görünürdü. Bunun ne vakit olacağı hakkında, belli bir fikrim yoktu doğrusu. Hayat, bir bakıma değişti de, evvelce içerden geldiği gibi bu sefer de dışardan gelirse fark edilir elbet, diye düşündüm. O vakit her şey açık seçik ve belli olur, diye hayal ediyordum. Basit mi, asla, aksine pek çetin karışık ve ağır; kabul, ama ne de olsa açık. Çocukluğun kendine özgü hudutsuzluğu, nispetsizliği, gidişinin önceden kestirilemezliği, o zaman atlatılmış olurdu. Bu neden böyle olacakmış, orası pek anlaşılamıyordu gerçi. Aslında insan büyüdükçe bunlar da büyüyor, insanın her tarafı kapanıyor ve insan, dışarı baktıkça içinde ayaklanan şeyler çoğalıyordu: nerden geldiğini Allah bilir. Ama galiba bu, son bir noktaya kadar artıyor, orada bir çırpıda kırılıveriyordu. Büyümüş kimselerin bundan pek az rahatsız oldukları kolayca görülüyordu; dolaşıyor, hüküm veriyor, iş görüyorlar, güçlüklerle karşılaştılar mı bu, daima dış sebeplerden ileri geliyordu.
Sayfa 148 - Can Yayınları Çev: Behçet Necatigil·Kitabı okudu
​“Gülünç şey. Burada küçük odamda oturuyorum, ben, yirmi sekizine basmış olan ve kimsenin hakkında bir şey bilmediği Brigge. Burada oturuyorum ve bir hiçim. Ami yine de, bu hiç düşünmeye başlıyor, beşinci katta, Paris’te, gri bir öğle sonrasında şunları düşünüyor: Mümkün mü, diye düşünüyor, henüz gerçek ve önemli olan bir şeyin görülmemiş, anlaşılmamış ve söylenmemiş olması? Bakmak, üzerine düşünmek ve onları kağıda dökmek için binlerce yıl zaman olmasına rağmen, bu binlerce yılın tereyağlı ekmek ve bir elmanın yendiği öğle tenefüsü gibi geçip gitmesine izin verilmiş olması mümkün mü? Evet, mümkün. Buluşlar ve ilerlemelere rağmen, kültür, din ve felsefeye rağmen hayatın yüzeyinde kalınmış olması mümkün mü? Her şeye rağmen bilinmesi yine de bir kazanç olan bu yüzeyin bile, yazlık mekanlardaki mobilyalar gibi, üstü aklın alamayacağı kadar yavan bir kılıfla kaplanmış olması mümkün mü? Evet, mümkün. Mümkün mü bütün dünya tarihinin yanlış anlaşılmış olması? Her zaman yabancı ve ölüyor diye etrafında durdukları o biri yerine, sanki birçok insanın bir araya gelmesinden bahseder gibi hep kitlelerden bahsedilmiş olması nedeniyle geçmişin yanlışlarla dolu olması mümkün mü? Evet, mümkün. İnsanların, kendileri doğmadan önce yaşanmış olayları kaçırdıkları düşüncesiyle bunları tekrar yaşamak gerektiğine inanmış olması mümkün mü? İnsanın her bireye kendinden öncekilerden geldiğini anımsatmak zorunda olması ve her bireyin de bunu böyle bilip başkalarının söylediği şeylere kulak asmaması mümkün mü? Evet, mümkün. Bütün bu insanların asla var olmamış bir geçmişi tüm ayrıntılarıyla bilmesi mümkün mü? Bütün gerçeklerin onların için bir anlamı olmaması; hayatlarının hiçbir şeyle bağlantılı olmaksızın, boş bir odada tik tak eden bir saat gibi akıp gitmesi mümkün mü? Evet,
Eğitim