Bil ki, yüce Allah'ı tanımanın anahtarı, kendini tanımaktır. İşte bu sebeple "Kendini tanıyan, Rabbini tanır." denmiştir.
Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
"Onlara ayetlerimizi hem ufuklarda hem de kendi nefislerinde göstereceğiz ki, böylece onun hak olduğu kendilerine apaçık belli olsun."
Özetle, hiçbir şey sana senden daha yakın değildir. O halde kendini tanımadan, başkasını nasıl tanıyacaksın?
Bu kimyanın temel ilkesi dünyadan yüz çevirerek Allah Teâlâ'ya yönelmektir. Nitekim Allah bunu Hz. Peygamber'e (sas)öğretmiş ve şöyle buyurmuştur:
"Rabbinin adını an ve her şeyi bırakıp bütün benliğinle O'na yönel."
Bu ayette geçen "tebettül", her şeyden yüz çevirip bütün varlığınla O'na yönelmen anlamına gelir. İşte bu, kimyanın ta kendisidir, tafsilatı ise çok uzundur.
Hak Teâlâ'nın en büyük nimetlerinden biri, bu "Kimyâ İlmi"ni insanlara öğretmesi ve onlara kalp cevherinin mücahede potasına nasıl atılacağını, kalbin kirinden ve bulanıklığının kendisinden kaynaklandığı kötü ahlakın nasıl giderileceğini, güzel vasıfların da ona nasıl kazandırılacağını anlatmaları için yüz yirmi dört bin peygamber göndermesidir.
İnsanın cevheri ilk yaratılışta eksik ve noksan olduğu için onu bu eksiklikten kurtarıp kemal mertebesine ulaştırmak yalnızca mücahede ve manevi tedavi ile mümkündür.