Hayat zorsun hayat....Bugün gencecik bir arkadaşımı kaybettim.Ölüm var ya hani dünya meşgalesine dalıp görmezden geldiğimiz ölüm...Her an yanıbaşımızda.
Ölüm gibi bir gerçek varken bizi bekleyen neyin önemi olablir ki daha fazla?Kendimize her gün bunu hatırlatarak yaşasak belki ölümü de güzel karşılayabiliriz.Ölüm var deyip kalp kırmasak mesela belki de güzel hatıralarla göç ederiz bu dünyadan.
Şöyle bir silkelendim bugün, daha birkaç ay önce bana hayallerini anlatan gencecik bir yürek uçup gitti.Ardında gözü yaşlı anne, baba.Herkes güzel andı onu ardından.Peki ya sen Melis dedim sen ardında güzel anılar bırakıyor musun? Herkes sana da hakkını helal edecek mi?Kalp kırmadan, yürekleri yaralamadan hayatını devam ettirebiliyor musun?
Hayır...Hatalar yapıyoruz, egomuza yeniliyoruz, öfkemizin esiri oluyoruz, üç günlük dünyada anne babamızı bile çok üzebiliyoruz.
Hayat bu, hani diyoruz ya eğitim hayat boyu devam eden bir süreç diye, her yaşantı bizi biz yapmak adına ehlileştiriyor, eğitiyor, öğretiyor.
Sonra cenazede als hastası bir genç tanıdım daha birkaç yıl öncesine kadar bizler kadar sağlıklı imiş.Şimdi başını bile tutamıyor, konuşamıyor.İnanın yarının ne getireceği hiç belli değil.Birakalim artık nankörlük etmeyi, bir yerlerde insanlar ölüyor, bir yerlerde hastalar acı çekiyor,ormanlarımız, hayvanlarımız kül oluyor.Hayatta zaten yeterince zorluk var.Hani bir söz var herkes kendi kapısının önünü süpürse dünya tertemiz olur diye, herkes kendi yüreğini temizlese belki de daha naif, sevgi dolu, şükretmeyi bilen yaratıklar olabiliriz.
Artık en tehlikeli canlı insanoğlu olmasın.En sevgi dolu canlı olsun mesela.Tüm canlıları koruyup kollasın.Ölümü unutmasın mesela kötülük yapmayı bıraksın, hastalara merhem olsun mesela ilik nakli bağışı yapsın, nankörlük etmesin mesela dün