Bir insan döngü halinde sürekli aynı şeyi yaşıyorsa orada ele alınması gereken bir şey var demektir. İnsan mutsuzsa, depresyondaysa, kendisine hizmet etmeyen bir ilişkinin içindeyse, hayattan keyif almıyorsa, sürekli uykusuzluk çekiyorsa, yaşadığı her şeyde yüzeysel bir tatmin varsa, neden bu dünyada olduğuna bir anlam veremiyorsa orada bir durup kendisiyle yüzleşmeli, hayatına bakmalı. Köke inmeli...
Biz değişim denildiğinde nedense genelde ilişkide olduğumuz insanı değştirme çabasına giriyoruz. Oysa böyle birşey yok, kimsenin kimseyi değiştirmesi mümkün değil. Bir insanı değiştirmeyi bekleyerek onunla bir ilişkiye başlamak baştan bir hatadır. Sen karşındaki kişinin olduğu gibi olmasına şükran duymuyorsan onunla nasıl huzurlu bir ilişki içinde olabilirsin ki?
"Bu neden benim başıma geliyor?" Sorusunu sorarız ya çoğu zaman. İşte bu soru cümlesi bizi sadece kurban rolüne sokuyor ve zihin anda kalmayıp geçmişe gidiyor. Kurban rolünde olmak ise hayatımızın yönetmeni olmaktan ziyade sadece ne rol söylendiyse(ki bunu bize söyleyen zihnimizin kendisi) onu oynamaktan öteye geçirmez."
Kendimizi yargılamak yerine yaptığımız her şeyi değerlendirirken bunun da bir seçim olduğunun farkına varıp bundan sonra farklı bir şey seçmenin mümkün olduğunu bilsek o zaman çok şey değişecek hayatımızdaki her konuda.