Pişmanlık duymak ve sonsuza, zamanımımız doluncaya kadar duymaya devam etmek çok kolay. Eğerlerin arkasına saklanıp kendimizi geri çekmek kolay. Ancak burada sorun pişmanlığın kendisi ve tüm olasılıklara kendini kapatmak. Başarıyı, sevinci, sevgiyi tatmak için bunu keşke böyle yapsaydım demene gerek yok. Önünde sonsuz olasılıklar var ve yaşadığın tam anlamıyla eksiksiz bir hayat. Deneyimleyebilmek için çok yolun var ve güzelliği de burada nasıl biteceğini asla bilemezsin.
Kitap bu düşünceleri bir pişmanlıklar kütüphanesi altında biz okuyuculara çok başarılı bir şekilde aktarıyor. Herkesin hayatında bir kez muhakkak okuması gereken bir kitap. Böyle müthiş bir bakış açısı sunan kitaplar hayatımızda iz bırakır ve kolay kolay unutulmaz. Bunun için yazar Matt Haigh e çok teşekkürler...
Her yaşam milyonlarca seçim ihtiva eder. Kimi büyük, kimi küçük. Fakat bir kararın yerine başka bir karar geçtiğinde, bütün sonuçlar da değişir. Dönüşü olmayan bir sapma gerçekleşir ve bu da başka sapmalara yol açar..
Boş yere hayatımızın farklı olmasını diliyor, kendimizi başkalarıyla ve kendimizin farklı versiyonlarıyla karşılaştırıp duruyoruz ama gerçekte çoğu hayat bir yere kadar iyi ve bir yere kadar kötü.
... bizi en büyük başarıya götüreceğini sandığımız yol, aslında sandığımız gibi bir yol değildir. Zira zihnimizdeki başarı kavramı çoğu zaman dışarıdan gelecek saçma sapan bir kazanıma hedeflenmiştir : olimpiyatlarda madalya, ideal koca, yüklü maaş. Hayatımızı bu ölçütlere uyabilmek için harcarız. Oysa başarı ölçülebilecek bir şey, hayat kazanılacak bir yarış değildir.