Bazen içinde bulunduğumuz hayatı öylesine kabulleniriz ki, normalimiz bu olur. Gördüğümüz, yaşadığımız kadardır hayat çünkü. Ne görürsek o kadar sanırız. Sevgi de öyle. Platonik, uzaktan severken başka türlüsünü bilmez insan ve büyüttükçe büyütür o insanı gözünde. Tanımadan, içini görmeden, sevdikçe sever. Onunla bir gün hatta bir dakika geçirmek hayali üzerine kurulu olunca sevginin temeli her duruma razı olur farkında olmadan insan.İşte böyle bir hayata razı olup başka türlüsünü bilmeden geçirilmiş bir ömrün bahara uyanışını okuyoruz su gibi akıp giden kitapta. arkadaşımın yeni yıl hediyesi olarak hediye ettiği kitaplarıyla tanıştım Melisa KESMEZ ile...Geç kalmış bir tanışıklık belki ama devamı mutlaka olacak. "Çiçeklenmeler" yeni yılın ilk kitabı oldu,"Bazen Bahar" 'a da hemen başlıyorum.
Küçük vedasını aldım, cebime, artık keskin kenarlarını yitirmiş, ovalana ovalana parlamış, pürüssüz, serin, saydam cam kırığının yanına koydum. Eski sular aktı, gitti.
Orhan, ben Mavi'yle yan yana yürürken, cebimde tsşıdığım, ara ara elimi sokup, orada, avucumun içinde hissettiğim, artık keskin kenarlarını yitirmiş, aşına aşına parçalanmış,pürüssüz, serin, saydam bir cam kırığına dönüştü.