asdfg 2

asdfg 2
@asdfg_2
kurgu°xārici qırā^et, tilâvet, müţāla`a, tetebbu|| ayrukca ve me`an insân ve lisân havlinde mebâhıiš || dâstânî ve rivaayî için 1000kitap.com/asdfg_1 |
ercan yıldırım - 17.I.2024.çrş - 17:22
Türkiye’de sistemin niteliğini, Kemalist statükoyu hatırlatma ile iktisadi krizler ve kötü gidişat arasında doğrusal ilişki var. • İstiklal Harbi’ni veren 1920 ruhundan kaçıp statükoyu kuran 1924 ruhuna defacto ve söylem bakımından sığındıkça… kalkınma-refah-adil bölüşüm yolu, fikri ortadan kalkıyor. • AK Parti fiilen “parti olarak” çok zayıfladı. İktisadi kriz [salgın, küresel siyasi-ekonomik buhran-sistem değişikliği süreci-RusyaUkrayna savaşı ve Gazze] Gezi-Fetö darbe girişimleri-hendek çatışmaları… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni ve büyük proje, kalkınma, reform, refah pratiğini yok etti. Özellikle milli-yerli dönem içe kapanma, varolanı korumaya odaklandı. Son büyük reform Ayasofya’nın açılmasıydı. • Ekonomi ve altyapı her şeydir. İktisaden güçlüyseniz değerleri kotarır, insanları yönlendirebilirsiniz. • Neoliberal sıcak para bolluğu ağır sanayi ve teknoloji geliştirmeye sevk edilmeyince… 2013Gezi-2015Fetö girişimleri korumacılığı o statükoyu ve ekonomik krizleri ve nihayet beka meselelerini tetikledi!
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
4 ocak prş 2024-22:07 /İZL/
/ youtube.com/watch?v=okCfC8i... / *Fatih Tezcan Sonunda Konuştu! Cezaevinden Sonra İlk Bize Konuştu! *Kanal Türkiye -@yuu tub *1 sa 12 dq *1.1.'24
''sırtlanların geçiş yeri''-taha kılınç-31.XII.23
“Büyük devletler, geniş teşkilatlı imparatorluğumuzu inşa edecek ne zaman bıraktılar, ne de sükûnet! Bize de hiç olmazsa on senelik bir sulh tanınsa Japonların (Meiji devriminin başlangıcından beri) o kadar methedilen terakkîlerini biz de yapabilirdik. Onlar Avrupalıların pençelerinden uzak olduklarından, bize nazaran bahtiyardırlar, emniyet içinde yaşamaktadırlar. Maalesef biz, tam Avrupalı sırtlanların geçiş yerine çadırımızı kurmuşuz.” Sultan II. Abdülhamid, 33 yıllık uzun saltanatının özeti mahiyetindeki bu cümleleri sarf ederken, aslında Türkiye’nin kaderine dair en esaslı tespitlerden birini de tarihin kayıtlarına geçiriyordu. Avrupalı sırtlanların geçiş yeri… Herhalde içeride ve dışarıda yaşanan onca şeyin, atlatılan badirelerin ve çekilen sıkıntıların hepsini toplasak, sebep hanesine bu ibareyi yazmak yeterli olurdu. Yüz küsur sene önce geçerli olan ölçüler, bugün de -belki hatta daha fazla biçimde- geçerli ve gündemimizde. Türkiye’nin neyi temsil ettiğini, bölgemizde ve İslâm dünyası içinde nerede durduğunu, dışarıdan bakanların bizde ne gördüğünü kavramak, geleceğe en sıkı biçimde hazırlanmanın da başlangıç noktasını oluşturuyor. Bunu anlamayan insanların ağzından duyduğumuz şu türden cümleler ise, içerideki imtihanımızın bir başka boyutu: “Bizim Ortadoğu’da ne işimiz var?” Cümleye farklı coğrafyaların isimlerini yazarak, ifadeyi sonsuz biçimde değiştirebilirsiniz. Mantık aynı olduğundan, netice de fark etmeyecektir. Hepsinde niyet aynı yere çıkıyor: İslâm coğrafyasıyla ve Müslümanlarla zinhar aynı kareye girmek istemeyen, zihninden ve kalbinden oraları çoktan söküp atmış, İslâm’ı ve Müslümanları her türlü kötülüğün, geriliğin ve utancın kaynağı olarak gören bir zihniyet bu. Böyle bir bakış açısını mantıklı ve makul bir zeminde ikna etmek de maalesef mümkün
''bo. torbası .elal .engör''- nihat genç-7.XII.23
Uluslararası şirketler, sermaye, her dönem kendilerine bilim adamı kisvesi altında Celal Şengör gibi ruhsuz duygusuz empatisiz vatansız azgın canavarları bulup konuşturur! Yediği haltlarla medya maymunluğuyla çığır açan Celal Şengör, bu sefer de ‘çevrecileri kovun, defolsunlar, madenden anlamazlar’ dedi, hey büyük Allahım sen bize sabır ver! Sabır da ibadettendir, ancak milyonlarca genç izliyor, bu denli kasıt ve yanlış bilgiyle algı oluşturmak karşısında susmak da ihanete girer! Bak maymunoğlu maymun, dünyada altın ve maden çıkartılmasına karşı gelen tek bir çevreci yoktur! Çevre ve iklim kavgası verenler, bir, maden çıkartılırken kullanılan siyanüre karşı mücadele veriyor! İki, maden çıkartılırken köylülerin ortak malları (yaylalar, meralar, ormanlar, vs.) ya da mülklerinin ellerinden alınmasına karşı direniyorlar! Maden çıkartılmasına niye karşı olalım, böyle bir delilik olabilir mi? Bizlerin derdi toprak ve hava ve suyun kirletilmesine ve yok edilmesine karşı hukuk önünde mücadele vermek! Aynı maden şirketi Amerika’da ve Kanada’da aynı siyanürlü yöntemle maden çıkartamıyor! Aynı siyanürlü yöntemlerle Batı topraklarında hiçbir maden şirketine maden çıkartmazlar! Ancak bizim gibi sefil çaresiz eli kolu bağlanmış, köle, köpek halksız ülkeleri ve sizin gibi öküzoğlu öküzleri bulup tabiatı yok ederek maden çıkartma cesareti bulabiliyorlar! Bir bilim adamı çevreciler maden çıkartılmasına karşı gibi bir algıyı niye yapar niye söyler, hiç olmamış böyle bir deliliği yalan ve iftirayı niye söyler? Bir bilim adamı olarak dünyada maden çıkartılmasına karşı gelen tek bir çevrecinin olmadığını bilmiyor musunuz? Bir bilim adamı olarak Amazon ormanlarından Afrika’ya ve Hindistan’a ve Türkiye’de uluslararası şirketlerin halkın elini kolunu bağlayıp toprağımızı suyumuzu
erkan trükten_tw--31.XII.23
twitter.com/ErkanTrukten/st... TÜRKİYE'Yİ KAÇA BÖLECEKLER? Futbol küresel elitizmin elinde birleştirmenin değil bölmenin bir unsuru. İngiltere ve Almanya bunları kabul etmeyince, bunlar da GS-FB Süper kupa maçını para için Suudi Arabistan'da oynayacaklarını 4 ay önceden ilan ettiler. Güya maç tarihine 5 dakika kala da anlaşamadılar. En sonunda ırkçı söylemlerle bugüne geldik. O kadar salaklar ki, Hatay ve Urfa'daki Arap kökenli Türk vatandaşlarını bile bu salaklıkla ülkeden küstürecekler. Böyle yazınca da hemen: "Onlar Türk bir kere." deyip yüzeysel bir savunmaya geçiyorlar. Hatay Türkiye'nin olmasaydı, hepsine nasıl küfredecekleri ortada! "Ama Araplar da Türklere küfür ediyor" diyerek olayı karikatürize etmeye çalışmaları daha da çocukça. Evet, Irkçı ve İngilizin üzerinden geçtiği her coğrafyada görülen sıradan bir olay bu. Arapların ırkçı eğitimden geçmiş olanları ve yöneticileri Türklere, Türklerin ırkçı eğitimden geçmiş olanları da Araplara ağır küfürler eder. Bu işler karşılıklı. Ama mevzu sadece Arap, Kürt, Türk değil. İngiliz bu işin neresinde? Karısı yahudi ve "Hıristiyanlar müttefikim ama İslam baş düşmanım" diyen Hollandalı agnostik Başbakan Geert Wilders neresinde? Ben ırkçılığı sevmem. 1990'larda Kürtler için atılan sloganlar vardı. Şimdi bakmayın ulu orta böyle slogan atılamadığna.