Sesin insanın yüreğini parçalayan yanı, uzun süreli bir yalnızlık ve terk edilmişlikten kaynaklanıyor olmasıydı. Adeta çok, çok eskiden çıkarılmış bir sesin en son cılız yankısıydı. İnsan sesinin sahip olduğu o canlılığı ve tınıyı öylesine yitirmişti ki, insanda, bir zamanlar güzel olan bir rengin soluk bir lekeye dönüşmesinin yarattığı hissi yaratıyordu.
Öyle güzel bir dünyada yaşıyoruz ki, böyle bir şeyin de başka şeylerin de olması gayet mümkün; hatta mümkün olmaktan öte, şu gökkubbe altında bu tür şeyler her gün yaşanıyor. Tanrı, şeytana zeval vermesin.
-Mutsuz olmak için bir zamanlar çok mutlu olmak lazım. Varlığı olacak ki yokluğunu bilebilesin.
-Peki ya hiç mutlu olmadıysam?
-Yani o zaman durup dururken mutsuz olduğunu düşünmezsin. Sıradan bir gün geçirmiş olursun.