Konstantiniyye de her şeyden önce bir hanedanın şehridir. Tutku ve ihtirasla sevmiştir her seven. Tutku ve ihtiras elde edinceye kadardır ama bu kenti seven için ne tutku ne ihtiras biter.
Yaşanmışlıklar, daha doğrusu mazi, her seferinde yeniden kendini yaratıyordu. Çalıntı yüzler, eklenmiş silüetler, eğreti kimlikleriyle gün geçtikçe mükemmelleşen kişilikler... Belki de zihnindeki hayallerin sahiciliği onu bir türlü terk etmiyordu.