Babasının bacaklarını kıvırmış o küçük kitabı okuyuşuna baktı içinde ne yazdığını bilmediği, ama sarı sayfalarını tanıdığı o küçük kitabı, Küçük bir kitaptı, içindeki yazılar sıktı, kapak sayfasında yemek için on beş frank harcadığına yazmış olduğunu biliyordu; şarap da şu kadar tutmuştu; garsona da şu kadar bahşiş vermişti; sayfanın sonunda hepsi düzgünce toplanmıştı. Ama babasının cebindeki kenarları kıvrılmış olan o kitapta ne yazılı olduğunu bilmiyordu. Onun neler düşündüğünü hiçbiri bilmezdi. Ama kendini okuduğu şeye iyice kaptırmıştı, öyle ki şimdi yaptığı gibi bir an başını kaldırdığında, bunu bir şeye bakmak için değil, bir fikri aklına iyice yerleştirmek için yapardı. Bunu yapınca da, zihni yine okuduğu şeye gider ve kitabına gömülürdü. Sanki birilerine kılavuzluk ediyor veya büyük bir koyun sürüsünü güdüyor gibi okuyor, diye düşündü...