ilk kez, bir yaratıcının yarattığı şeye karşı üstlendiği yükümlülükleri hissettim ve zulmünden şikâyet etmeden önce ona mutluluk bahşetmem gerektiğini anladım
Bak işte uzaklaştırıyorum, sevgili yaratanım,” dedi ve iğrenç elleriyle gözlerimi kapattı. Hiddetle ittim o elleri. "İşte böyle uzaklaştırıyorum gözlerinden, nefret ettiğin o görüntüyü. Yine de dinlemiyorsun beni,
bahşetmiyorsun merhametini.
“Nasıl yumuşatabilirim yüreğini?
İyilik ve merhamet dilenen şu kendi yaratığına kulak vermeni sağlayacak bir yakarış yok mu?
İnan bir zamanlar müşfik biriydim, Frankenstein. Ruhum, sevgi ve iyilikle dolup taşıyordu.
Ama yalnızım, yapayalnız. Yaratıcım olan sende dahi tiksinti uyandırırken bana hiçbir borcu olmayan insanlardan ne gibi bir ümidim olsun?
Hiçe sayıyorlar beni, nefret ediyorlar benden. Tek sığınağım şu çorak dağlar,
Herkese karşı insaflı olup da yalnızca adaletini,
hatta merhamet ve şefkatini en çok hak eden bana karşı acımasız olma!
Yaratanım sensin, unutma. Âdem’in olmam gerekirken haksız yere mutluluktan mahrum edilen, cennetinden kovulmuş bir meleğe benziyorum
Yaratıcım olan sen bile yalnızca ikimizden birinin ortadan kalkmasıyla kopacak olan bağlarla bağlandığın bu yaratığından tiksiniyor, onu hiçe sayıyorsun, öldürmek istiyorsun beni. Oysa ne cüretle böbürlenirsin kendi hayatınla? Bana karşı görevlerini yerine getir ki ben de sana ve insanlığın geri kalanına karşı görevlerimi yerine getireyim.