• ... her duygunun temelinde bir mantık olmalıdır ve bana göre, zorlukla amaç her zaman dengeli olmalıdır.
  • 632 syf.
    ·13 günde·Beğendi·8/10
    Kurtuluş, serinin sevdiğim kitaplarından oldu. Biraz daha ayrıntılı ve düzgün bir dili vardı diye düşünüyorum, aynı zamanda olaylar da fazla ve sahneler de iyiydi. Ama bence bu kitabı asıl ilginç kılan iki şey vardı: Biri sonu -hala sevdim mi sevmedim mi karar veremedim ama beklediğimden farklı oldu- diğeri ise bilmediğimiz ve merak ettiğimiz hemne her şeyin açıklığa kavuşması -genel olarak da mantık çerçevesinde- oldu. Sanki genel olarak seride bir şeyler eksikti ama ne olduğunu son kitpa bittiği halde çıkaramadım. Neyse, ana karakter bence kendini oldukça geliştirdi, yan karakterler gayet iyiydi. Konunun işlenişi güzeldi, sizi şaşırtan yerler oluyordu, merak ettiren yerler oluyordu. Ama bence serinin genel olarak şöyle bir sıkıntısı var ki yazar her yerden bir şeyler toplayıp konuyu ortaya bulamaç yapmış. (Diğer kitapları okumayanlar için spoiler olabilir bu kısım) Hem fantastik hem bilim kurgu hem distopya. Uzaylılar, iktidar mücadelesi, savaş, tanrı ögesi, pek olamayan aşk, arkadaşlık, düşmanlık, nefret, dövüş, değişik hayvanlar, teknoloji, uzay yolculuğu, vahşet, ölümsüzlük, gizem, falan filan. Yani bana geriye dönüp baktığımda çok karmaşık geldi o yüzden ileride seriyle ilgili bu kitabın sonu ve beni şaşırtan birkaç durum dışında bir şey hatırlamayacağımı düşünüyorum. Başka diyebileceğim ne var... Aslında bir şeyler daha var ama hadi spoilera girmeye hiç gerek yok o yüzden şunu diyeyim genel olarak mantık çerçevesinde dedim ama bence saçma, sırf olması için olmuş şeyler de vardı. Sadede gelecek olursam sevdiğim bir seri oldu, Kurtuluş'u da sevdim ama bayıldım diyemem genel anlamda...
  • 416 syf.
    ·Beğendi·5/10
    Kucak dolusu merhaba herkese. En sevdiğim tür olan tarihi kurguya karşılıyorum sizleri. Serinin ilk kitabından sonra sıra ikincisinde yani Daphne'nin aşırı koruyucu olan abisi Anthony!
    Londra'da sezon başlamıştır evlenme çağında olan herkes kendisine göre bir eş arayışındadır. Seri hakkında bilgisi olanlar bilir 'Leydi Whistledown' Cemiyet Gazetesi her türlü dedikoduyu bilir - ki benim acaba bu sefer ne yazacak diye sabırsızlıkla beklediğim yazılar- ve bu sefer oklarını Anthony'nin ne kadar zampara olduğuna dair doğrultur. Öte yandan Anthony ise artık evlenme zamanı geldiğini düşünür fakat yapacağı evlilik aşk değil mantık evliliği olacaktır. Kendisine eş olarak seçeceği kişi; aşık olmayacak, eşi mantıklı olmalı ve buna benzer maddeleri var. Tam da kafasına uygun kişi; Edwina'dır. Edwina sezonun güzelliği ile en gözde kızlarından biridir ve aynı sezonda ablası Kate ile boy gösterir. Ne yazık ki Kate Edwina'nın yanında sönük kalır herkesin gözü Edwina'dır.
    Edwina'da eşi olacak kişinin ilk olarak Kate'nin onayını alması gerektiğini açıkça belirtmesiyle Anthony Kate'den onay alması biraz zor olacaktır. Zampara ünüyle dolaşan birine Kate onay verecek mi? Açıkçası Anthony'i bir abi olarak harika birisi fakat konu aşka geldiği zaman ciddi anlamda beni sinir krizinin sınırına getirecek davranışlarda bulundu. Yani aşkta sınıfta kaldı bence.
    Kate ve Anthony'nin yaşadıklarından şunu çıkardım; her iki tarafta insanları dışarıdan sergiledikleri tavırdan çok bir insanı anlamak için birbiriyle konuşmak gerektiğini gösteriyor. Yoksa dışarıdan yargılamak çok kolay, değil mi? Bu kitap da aşktan daha çok en sevdiğim nokta ise Mary
    -Kate'nin annesi- ile Kate olan ilişkisi. İşte yürekten anne olmak böyle bir şey. Ebeyveny olabilmek özellikle Mary gibi. Yazar zaten aile ilişkilerini çok güzel bir şekilde aktarıyor fakat bu konu da yüreğime dokundu diyebilirim.
    Bir sonraki kitapta görüşmek dileğiyle.
  • 320 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Sen ne güzel kitapsın ya!
    İnsanın kalbine dokunan, ruhuna hitap eden çok etkileyici bir hikaye. Klasik; müslüman olup aynı zamanda aşk acısı çeken, onlarca baskısı yapılıp filmleri çekilen popüler sözde bilinç hikayelerini ezip geçen çok başka bir kitap. Okurken insanın kendinden bir şeyler bulduğu, bir şeyler kattığı.. tam olarak ifade edecek uygun bir kelime bulamıyorum.
    Öyle gerçekçi ki (gerçekçiliği mantık kapsamında değerlendirmiyorum) gerçekten yaşanmış bir hikaye, canlı kanlı kişiler olduğunu düşünmedim değil. Karakterlere yüklenen mesaj ve olaylar kesinlikle iğreti durmuyor. Kerametlere iman eden müslümanlar olarak, veliden zuhur eden doğaüstü olaylara ancak hayretle iman ederiz. Abdülkadir gibi bir veliye de Hakan'ın ve Ertuğrul'un sevgisini normal karşılıyorum. Onu tanımayanların dahi kendine saygı duyması, izzet ve şerefin Allah ve müminlere ait olduğunu hatırlatıyor.
    Benim keyifle okuduğum ve fazlasıyla etkilendiğim bir kitaptı. Umarım aynı duyguları okuyanlar da yaşar.
  • 320 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    Selaaam çok uzun zaman sonra bir inceleme yazıyorum ve çok heyecanlıyım. Epeydir inceleme yazmıyordum çünkü buna gerek duyduğum bir kitap henüz karşıma çıkmamıştı. (çoğunlukla okuduklarımı sevmediğimden değil, zaten fazlasıyla iyi yorum olduğundan..) Her neyse bugün hem pek keşfedilmemiş olduğundan hem de beni epey etkilediğinden İki Hayat Arasında incelemesini yazıyorum:

    MÜKEMMEL HAYAT MI YOKSA MÜKEMMEL AŞK MI?

    Konusundan kısaca bahsetmek gerekirse; Sabine adında bir kızımız var. Bu kızımızın kendini bildi bileli iki hayatı var. Bir günü iki kez, farklı bir aile, arkadaşlar, sevgili, okul.. ile yaşıyor. İlk hayatı herkesin özeneceği türden.. Fazlasıyla zengin bir ailesi, popüler arkadaşları, mükemmel uyduğu bir sevgilisi var. İkinci hayatında ise ailesinin maddi durumu daha kötü ancak orda da ailesi arkadaşları var.
    Sabine ise 18 yaşına geldiğinde bu iki hayat meselesinden fazlasıyla sıkılmış durumda. Bir şekilde birini seçmek ve herkes gibi tek bir yaşam sürmek istiyor. Bir gün bir hayatında kolunu kılıyor ve diğer hayatına geçtiğinde kolunun sapa sağlam olduğunu fark ediyor. Bunun üzerine ise riskli testler denemeye başlıyor.. Bir tarafta mükemmel bir yaşam bir tarafta ise yeni yeni tecrübe ettiği ilk aşk.. Peki Sabine neyi seçecek?

    Evetttt gelelim yorumuma. Şunu belirtmek isterim ki kitaba 0 beklenti ile başladım. Konusu iyi olsa da harcanmış bir bilim kurgu gözüyle bakıyodum hep. Ancak kitap o kadar akıcı başladı ki, bir baktım 120 sayfa okumuşum bile.. Kitabın başından sonuna kadar sanırım herkes gibi mükemmel hayatı seçmesini istedim. Tamamen onun iyiliği için :) Ancak kitap ilerledikçe Ethan karakterini o kadar sevdim kii. Kitabı 1 günden biraz daha kısa bir sürede bitirdim ve resmen hiç elimden bırakamadım. ( Bunun nedeni birazcık Ethan olabilir )
    Aşkın fazlasıyla geri planda kalacağını düşünmüştüm nedense ve genelde öyle tercih ederim.. Ancak bu kitapta asla aşk unsuru sıkmadı. Fazlasıyla yerindeydi, sadece beklediğimden çoktu. Açıkçası hoşuma gitti bu. Başı ve ortaları hem akıcı hem de çok ilgi çekiciydi. Gelelim sonaaaa. Ahh o son.. bittim.. cidden bittim sonuna. Kitabın bitmesine 30 sayfa falan kala kendimi çok kaptırmış giderken birkaç saatliğine bir ara vermek zorunda kaldım ve o süre zarfında sadece kitabı düşünürken kafamda sonları yazmaya başladım ,ki bence sondaki olayların çoğu epey açıkça belliydi, aklıma bir son geldi ki eğer son öyle olmasa bile o olduğunu düşünmek isterdim. Sona yaklaştıkça aklımadakine yaklaştım ve son 15 sayfa kala.. Hıçkıra hıçkıra ağladım.. Çok güzeldi çok.. Sonu tam da aklımadaki gibiydi bu açıdan beni hayran bıraktı. Biraz tahmin edilebilirdi belki.. Ama olabilcek en uygun, en güzel son buydu.

    Hep övdüm azıcıkta gömiyim (başarabilirsem). Ufak mantık hataları vardı. Dikkatimden kaçmasa da biraz rahatsız etti. Ana karakter olayların gidişatını anlayıp sessiz kalınca oturduğum yerden kudurdum. Ayrıca fazla mantıksız hareketleri vardı gisnfçsmfçdç eleştircek şey bulamadım.

    Her neyse ben kitabı çok sevdim. Kesinlikle akıcıydı. Rs'den rahat rahat çıkarır. Çok beğendim öneririm...

    SPOİLERLI NOT: Kitap boyunca Ethan'a aşık olup sürekli onun olduğu bölümleri okumak isteyen ve öldüğünü öğrendiğimizde hıçkıra hıçkıra ağlayan, sonra minik bi umutla okumaya devam edip son 2 sayfa da buruk bir tebessümle ağlamaya devam eden tek kişi ben değilim di mi? (çok uzun oldu)

    NOT: Ona bir tane kot al

    Sevgiler

    insta: @kapitaliziminkolesiyim