• İklimler, bir aşk hikayesi, aşkın metafiziği, aşkın en nankör hali…

    Aşkın temennisi, gereksinimi/gereksizliği, aşkın envanteri…

    Aşkın ne olduğunu ya da ne olmadığını merak ediyorsanız, bu esere başvurmalısınız. Çünkü içindeki karakterlerden mutlaka birisini kendiniz yerine koyacak ve düşüneceksiniz. Düşünecek ve ideal gördüğünüz aşkın aslında ideal olmadığını, size hiç cazip gelmeyen aşkın asıl sizi mutlu edebilecek bir aşk olduğunu anlayacaksınız.

    Yazar iki farklı bölümden oluşan bu eserinde 3 karakterin kişilik analizlerini çok güzel yansıtmış. Girizgah bölümünden ilk bölümün sonuna kadar sevdiğiniz karaktere, ikinci bölümden sonlara doğru kızıyor ama kitabın sonunda aynı karakteri yeniden seviyorsunuz. İkili ilişkilerde nedense insanlar ilk başlarda olduğundan farklı görünmeye pek bir hevesli oluyorlar. Bu heves iyi başlayan bir ilişkinin girizgahından sonra yavaş yavaş sönmeye yüz tutmuş ateşe çeviriyor tutkuları. Sonrası pişmanlıklar, unutuluşlar, haykırışlar…

    Fransız edebiyatının benim en çok ilgimi çeken yanı, aşk kavramının romanların içerisine ustalıkla sırıtmadan konulması. Süslü edebiyat hayranı olarak ben süslü kelimeler kullanılmış bu esere bayıldım. Çevirmen de Tahsin Yücel olunca dilimize çevrilmiş nüshası aslını aratmıyor.

    Aşkı kaybedenler, aşkı bulanlar, aşka susamışlar, aşkın kıymetini bilmeyenler… Kendinizi bulacağınız, işte karşınızda harika bir eser!

    Bu arada Fransız Edebiyatı’nın 1k’daki temsilcisi olarak gördüğüm ve beni Fransız Edebiyatı’nın ağına düşüren kıymetli arkadaşım ZümrütGökce e sonsuz şükranlarımı sunuyorum...

    Saygılarımla…