“Çekip gidebilir. Yoluna dikilecek değilim. Ama fazla uzaklaşabileceğini sanmam. Aç susuz, cebinde tek rupi yok, kurşunlar, roketler havada uçuşuyor. Kaç gün dayanabilir dersin... kaçırılmadan, ırzına geçilmeden, boğazı kesilip bir hendeğe atılmadan? Ya da üçü birden?”
“Eh, Amerika’nın da umurundaydı yani. Peştunların, Hazaraların, Taciklerin, Özbeklerin birbirini öldürmesini kim takar ki? Aralarındaki farkı kaç Amerikalı bilir?
“Şu malum klişeyi bilirsin,” dedi. “Issız bir adaya düşüyorsun. Yanına yalnızca beş kitap alabilirsin. Hangilerini seçerdin? Bir gün buna ciddi ciddi mecbur kalacağım hiç aklıma gelmezdi.”