Şarhoş balıkçı Mahmut, bir gece yine teknesinde sızarken uçurumdan aşağı itilen bir kız sesi duyar. Teknesiyle hemen yardıma koşar ve kurtarmaya çalışır ancak kız ölmüştür.
Aypare’nin ölümüne kim sebep oldu? Nasıl öldü?!
Gencecik bir üniversite öğrencisi olan Aypare’nin şüpheli ölümü cinayet amiri Haydar tarafından yürütülmektedir. Aypare okumak için geldiği şehirde hayatı çok başka yerlere evrilmeye başlamıştır. Aypare modellik yapmaya ve herkesin dikkatini çekmeye başlamıştır. Sonrasında bir davette Korhan ile tanışırlar. Bu iki genç birbirine aşık olur. Aypare bu aşkla sanki hayatı yeniden bulmuş, yaşama sevincini tekrar geri kazanmış gibi hissetmeye başlamıştır. Ancak bu aşk Aypare’ye neler yaşatacak? Bilinmez.
Karakterlerimizin ayrı ayrı hayatları, duyguları, yaşamları tek tek incelenmiş. Karakterlere dair detaylıca bilgilere değinilmiş. Haydar eşi Serap ile kendi halinde yaşayan bir polistir. Haydar, Aypare’nin şüpheli ölümünü çözmeye kararlıdır. Ancak bu ölümü çözerken çok farklı bir serüvenin içerisinde buluyor kendisini. Sizce Haydar bu yolda neler yaşamış olabilir. Bence okuyarak öğrenmelisiniz.
Korhan’ın en yakınları Cevriye Hanım (onun deyimiyle Devriye Hanım) ve bahçıvan’ın oğlu Hulusi Junior’dır. Korhan küçüklüğünden bu yana zorba ve şiddete meyilli bir çocuktur. Zaman zaman kabilelere katılmış değişik kültürlerde bulunmuştur. Bazı zamanlar da onu ve annesini bırakıp giden babasını anlamak, onun yaşamını sürdürmek için kendisini yalnız başına yolculuklara bırakmıştır.
Kitabımız genel olarak samimi, akıcı ancak bazı kısımların fazla uzadığını düşünüyorum ya da ben sabırsız olduğundan hikayenin bir an önce sonuçlanmasını istediğimden dolayı da böyle düşünüyor olabilirim. Ama genel olarak oldukça güzel, sade bir dile sahip eserimiz. Özellikle sonu beni
SamankapanÇağan Kayı · İkinci Adam Yayınları · 202563 okunma
Nazım Hikmet, 14 Ocak 1902 de Selanik’te doğmuş. Türk bir şair olarak şiirleriyle bir çok gönüle yerleşmiştir. Bunun yanı sıra dünya genelinde de oldukça sevilen bir şairdir. Bu dönemlerde defalarca tutuklanmıştır. 1963 yılında ise kalp krizi sonucu vefat etmiştir.
Nazım Hikmet’in Moskova ayazında sıcak bir yaz günü güneşi doğuran, mavi gözleriyle bütünleşen bir adam ve kadınların hikayesidir. Nazım Hikmet’in ilk olarak Vera’dan önceki hayatı ve yaşadıklarıyla başlayan kitabımız, Vera’ya olan aşkıyla devam ediyor. Ancak kitabımız sadece bir Vera aşkıyla sınırlı kalmıyor. Nazım Hikmet’in sınırsız aşklarıyla (belki de aşk sandığı ilişkileriyle) artarak devam ediyor. Nazım Hikmet’in doyumsuzca sevmesi, kadınları sevdiğini sanmasına şahit oluyoruz. Vera’ya Piraye’ye ve birçok kadına yazdığı şiirler.. Bütün hayatı boyunca yargılanması bu süreçte gerisinde bıraktığı kadınların hislerine tanık oluyoruz.
Bazı satırları okurken hem Nazım Hikmet’e hemde onu seven kadınlara inanılmaz derece sinirlendiğimi belirtmeden edemeyeceğim. Bir kadının bir erkeğe bu denli bağlanmasını asla doğru bulmuyorum. Bir erkeğin bir çok kadına da böylesine manipülasyon uygulamasını da doğru bulmuyorum.
Kitabın genel akışı çok güzeldi. Okurken sayfaların nasıl aktığını anlamadım bile. Duygular okuyucuya derinlemesine hissettiriliyordu. Otobiyografi türünde okumayı seviyorsanız bence kitaplığınıza eklemelisiniz.