Peki, şu zevksiz, amaçsız çürük çarığa, pencerelerdeki şu kreplere ne demeli? Neden onları bir ip gibi dolayıp kendimi asmıyordum ki?!
O zaman hiç değilse bu göz bozan şeyleri bir daha görmem gerekmez, bütün bu tekdüze, yıpratıcı sefalet bitmiş olurdu- sonsuza kadar.
Sırf gündüz olmasını beklemek için lamba yakma düşüncesinde çok fazla umutsuzluk vardı - ince bir korku, böyle yaparsam sabahın erişilemez bir uzaklığa itileceğini söylüyordu bana.