Aslı Yıldız

Yusuf'u kuyuya atan eller, Gün gelip "bize sadaka ver" dedi. 'Kader' en güzel hesaplaşmadır..
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Alıntıdır..
İbn Arabi'ye göre; Seni bilerek kırıyorlar. ibn-i Arabi, EI-Fütuhatü'l-Mekkiyye'de şöyle der: "Hak, kulunu kemale erdirmek istediginde onu inciten aynalarla karşılaştırır.' Bu cümle, insanın başına gelen bazı kırılmaları bambaşka bir yerden okur. Çünkü biz kırılmayı çoğu zaman kötülük sanırız: haksızlık, zulüm, ihmal. Oysa ibn-i Arabi, bazı kırılmaların tesadüf olmadığını söyler. Bazı insanlar seni bilmeden incitmez; bilerek kırar. İnsan bunu ilk fark ettiğinde içi donar. Çünkü bilinçli kırılmak, insanın en savunmasız hâlidir. "Kazayla olmadı" dersin. Görmediler değil, gördüler ve yine yaptılar. İşte bu noktada tasavvuf, ahlak dersi vermez. "Sabret" demekle yetinmez. Daha derine iner ve şunu sorar: Bu kırılma sende neyi parçaladı? Ataullah el-iskenderi, bu sorunun yönünü belirler: Seni inciten, içindeki gizli bağlılığı açığa çıkarır. Bir insan seni bilerek kırıyorsa, orada sadece onun ahlakı yoktur. Senin taşıdığın bir beklenti de vardir. Bir bağlılık, bir onay ihtiyacı, bir değer görme arzusu. Kırılma çoğu zaman dışarıdan gelmez; içeride bir yere çarpar. Eğer çarpacak bir yer yoksa, kırılma da olmaz. Mevlana bu gerçeği Mesnevide çok sert söyler: "Canı olmayan yer incinmez." Bu söz çoğu zaman yanlış anlaşılır; sanki Mevlana merhametsizmiş gibi. Oysa burada söylediği şudur: Seni inciten şey, can verdiğin yerdir. Birinin seni bilerek kırması, orada kendini fazlasıyla açtığını gösterir. Sınır koymadığın bir alan, teslim ettiğin bir değer, hak ettiğinden fazla verdiğin bir yer. Abdülkadir Geylani bu fazlalığı tehlikeli bulur. Şöyle der: "Hakkın sana yüklemediği şeyi taşırsan, insanlar seni ezer." İnsan çoğu zaman başkalarının taşıması gereken yükleri sırtlanır: anlayış yükü, hoşgörü yükü, susma yükü, fedakârlık yükü. Sonra biri gelir, bilerek kırar ve insan şaşırır: "Ben
Bugün payımıza düşen..
Herşeyin üstesinden yine ben geldikten sonra izleyici koltuğundaki sizi istemiyorum. Yalandan omzuma koyduğunuz ellerinizi çekin üstümden..
Uyuşmadan uyum sağlayamadığım dünyada ayakta kalmaya çalışıyorum..