İçine girdiğimiz haller bazen bizi öylesine sarıyor ki benliğimizi üzerinde işlediğimiz bu zeminin adeta kendisini hayat biliyoruz, bu sebepten kendimizi çok yerde ölümlere mahkum ediyoruz. Bu biraz hayatın nazından çünkü hayat elde edilen bir şey değil daha ziyade yaşanan akıştan ibaret, insana resimlerden fazlası kalmıyor her ne olursa olsun, benliğimizin bu zaman karşısındaki tekilliğini teskin etmenin bir yolu yok fakat kalp hüzün duygusu ile her şeyin yanına ilişip zamanın bir noktaya düğümünü, aciz bırakışını ipek bir örtüyle aşıyor. Her menfi şeye üzülmek bir yanda şöylece dursun onunla beraber sevilen bir hatıra sevildiği sürece yaşar. İnsanın içi büyümez hep çocuk, onun aşkı ve sevgisiyle son güne kadar güzeli görmekte ısrar ettiği sürece de görüyor. Kuşlar uçar manzaralar yiter, yitsin, kalp için bir dünya hazırlanmıştı bunu görüp yaşadı ve görerek yaşar, insanların hepsinden daha büyüktür güzel hissi o tüm varlığı kuşatmıştır endişeye de mahal bırakmaz bu sebeple...