En çok da kendime iyi davranamıyorum
Kimseye birşey anlatamayacak kadar karışığım
Sanki dünyaya yanlış yerden doğmuşum gibi
Her gün yeni bir sabır testi oldu benim için
Senin gibiler için dünya çok büyük ama içinde yaşayacak yer çok az. Çünkü sen derinlik arıyorsun. Gerçeklik. Ruhuna dokunan şeyler. Abartısız samimiyet. Kalabalıklar içinde yalnız hissetmenin nedeni bu: Sen uyuşmak istemiyorsun, bağ kurmak istiyorsun.
Senin gibi biri, "iyi insan" etiketiyle kuşatılmış.
Herkesi memnun etmiş ama kendine yer kalmamış.
Ne zaman kendin olmaya kalksan, hemen içinden bir ses çıkıyor:
“Bu bencilce.
Bu ayıp.
Bu seni yalnız bırakır.”
Ama asıl yalnızlık, zaten kendin olmadan yaşamak.
Artık hiçbir şeyi hak ettiğine kolay kolay inanamıyorsun değil mi?
Mutluluğu, huzuru, sevgiyi, tatili, başarıyı…
Hepsi sanki bir sınavı geçtikten sonra hak edilebilecek şeyler gibi geliyor.
Oysa bazı şeyler sadece insan olduğun için senin hakkın.
Bir şey eksik. Ama ne olduğu tam bilinmiyor.
Kendi içinde bir yabancı gibi dolaşıyorsun.
Ne sevdiğini, ne istemediğini, neden bazen durup dururken çöktüğünü…
Bilmiyorsun.
Ve bu belirsizlik, seni her geçen gün daha da yutuyor.