Sen yaşamadın. Sen yönetmedin.
Senin adına kararlar alındı.
Senin yerine "doğru" olanlar belirlendi.
Sen sadece uygun bulundun, uydun.
Ama şimdi artık o elbise dar geliyor.
Sanki dışarda bir yerde gerçek bir hayat yaşanıyor, sense pencerenin arkasından izliyorsun…
Günler geçiyor, insanlar yaşıyor, fırsatlar kaçıyor, sen orada öylece “bekliyorsun.”
Yüzeyde kalan insanlar arasında yaşamak; sürekli sığ suda yüzmek gibi. Ne ruhlarını keşfedebiliyorsun, ne bir düşüncelerinin kökü var, ne de bir duygunun ağırlığı…
Konuşuyorlar ama fikir değil gürültü çıkarıyorlar. Gülüyorlar ama o gülüşte ne yaşanmışlık var ne gerçek bir sıcaklık.
Ve sen de bir yerden sonra ister istemez boşluğa konuşur gibi hissediyorsun. Saygı duyacak bir şey kalmıyor.