erva

erva
@asterv
Bir kadının gittiği, evden belli olur. Kadın giderken düzeni götürür bir kere. Yaşayan ev sarsılır. Ev dediğiniz şey küçük büyük elementlerden oluşur. Kadın olan evde, erkeğin anlayamayacağı bir denge vardır elementler arasında. Erkek her birine vakıf olduğunu düşünse bile, onların nasıl bir uyumla işlediğini bilemez. Kadın gidince evin dokusu bozulur, susuz kalmış çiçeğe benzer, solar. Küçük şeylerin izi silinir. Eşyanın dili tutulur, ev sağırlaşır.
Reklam
Suzan 'aşk acı sevmeye benziyor’ demişti, ‘yakıyor, biliyorsun, ama yine de gidip âşık oluyorsun.’ Oysa hep aynı acı ağzındaki Suzan’ın. Abim acısı. Abim çok acı.
Alıntı
İnsan ya kendi kendine konuşur, ya kendi kendine yazar. Kendi kendine konuşmayı makbul saymazlar. Oysa ne fark var ki arada?
Alıntı
“İnsan gençliğini aşka vermezse, gençlik neye yarar?” "Ama sonunda kaybeden siz olmuşsunuz.” "Kayıp mı? Kaç kişi böylesine sevebilmiştir dünyada?” “Ama kucağında bir kucak korla kalan siz olmuşsunuz.” “İyi ya, boş değildi kucağım.” "Ama yandınız, kül oldunuz.” "Ama vardım, kül bunun kanıtı.”
Alıntı
Evde herkes kendi âleminin burcuna tırmanmış yaşıyordu. Hiçbirimiz birbirimiz hakkında bir şey bilmiyorduk. "Altı lamba gibiydik, altı ayrı yerinden aydınlatan odayı."
Alıntı
Reklam