irem

irem
"Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen; Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"
Şu hayat denen şey ne biçim şeydi? Kimi zaman sevinçler veren, kimi zaman içimizi acılarla dolduran, kölesi olduğumuz şu hayat neyin nesiydi böyle?
Sayfa 236 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Boka aklı başında bir çocuktu, ama insanların birbirine hiç benzemediğini, çeşitli yaradılışlara sahip olduklarını, bunu ancak nice acı deneyimden sonra öğrenebileceğimizi daha bilmiyordu.
Sayfa 129 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Mesleğini bilmem ama ilerde de harika bir insan olacaksın Boka...
Sonra, gelecek günlerin neler getireceğini hayal etmeye çalıştı. Acaba ileride neler olacaktı? Gelecek kendisine ne getirecekti? Büyüyünce asker olup ordulara mı komuta edecekti? Uzaklarda bir yerde, gerçek bir savaş alanında, şimdiki gibi küçücük bir toprak parçasını değil de anayurt dediğimiz o büyük, o paha biçilmez toprakları mı savunacaktı? Yoksa her gün hastalıklarla savaşan bir doktor mu olacaktı?
Sayfa 131 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Çok iyi anlıyorum seni Boka...
Boka bir-iki saniye bocaladı, ne yapacağını bilemedi. Hayatı boyunca ilk kez acımasız davranıyordu bir insana. Bir anlığına "Arkasından koşup onu geri çağırsam mı acaba," diye düşündü. "Hadi geri dön, dön, ama dürüst bir insan ol artık!" diye seslensem arkasından, diye düşündü. Ama birden Gereb'in ben o sinsi gülüşü takıldı aklına, hani geçenlerde Pal Sokağı'nda önlerinden kaçarken attığı o sinsi kahkaha! Hani kendisi Nemeçek'le sokağın köşesinde kalmış, Gereb'in ardından üzüntüyle bakmışlardı... "Hayır," dedi kendi kendine. "Onu geri çağırmayacağım. İyi bir arkadaş değil o."
Sayfa 135 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Artık serüvenin içine dalmışlardı nasıl olsa, korkacak bir şey kalmamıştı. Savaşa katılan erler de bu duyguyu taşırlar içlerinde. Düşman görülmedikçe en küçük şey bile korku verir onlara, ama ilk mermi kulaklarının dibinden geçsin hele, birden yüreklenir, ölüme koştuklarını bile unuturlar.
Sayfa 58 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam