Sevgili okurlar, ben ne okudum??
Bir çoğumuzda olduğu gibi ben de “book” camiasını kasıp kavuran ve kitap okuyan herkesin elinde görüp, “Ya aman, zaten yeni çıktı diye abartıyorlar,” diye düşünerek başladım kitaba. Başlarken pek de beklentim yoktu, çoğu genç yetişkin kitaplardan çok bir farkı olacağını düşünmüyordum fakat… bu kadarını gerçekten beklemiyordum. RS’den çıkarmasını hele hiç beklemiyordum. Kitap her ne kadar fantastik sayılsa da fantastik öğeler sanki esas hikayemizin birkaç küçük parçası gibi. Çoğu fantastik kitaptan farklı, yazarın yazım şekli ve betimlemeleri beni gerçekten büyüledi. Konusuna zaten bayıldığımı sayarsak kitabın sonu beni gerçekten dehşete düşürdü. Karakterleri çok sevdim, özellikle başrol karakterlerin uyumu çok tatlı ve güzeldi. Kitabın başlarında karakterlerimizin sadece köşe yazarlığı için rekabet içinde olduğunu okuduğumuzdan ben kitabın böyle devam edeceğini ve tek kitaptan ibaret olacağını düşünüyordum ama beklenmedik şekilde kendimizi savaşın ve telaşın ortasında bulduk. Savaşla ilgili olan bölümler ve betimlemeler beni etkiledi. Genel olarak kitabı elinize aldığınız gibi kendisini okutuyor, su gibi akıyor.
Kitabı merak edenler ve okumaya değer olup olmadığını düşünenlere, aynı konulu kitaplardan sıkıldık farklı bir şeyler olsun diyenlere tavsiye ediyorum.
İkinci kitabın türkçe çevirisini bekleyebileceğimi sanmıyorum, o yüzden bu incelemeyi burada bitiriyor ve ikinci kitabın ingilizce baskısıyla okumaya devam etmeye gidiyorum. <3