Yoksul insanların varlıklılarla neden aynı olaylar karşısında aynı düşüncede,duyguda,davranışta olamayacaklarını şimdi daha iyi anlıyordu.Yoksulluk umut kırıcıydı.”Umudunu yitiren her şeyi yitirmiş olur”sözü doğruysa yoksulların duyacakları bunaltının hele çok sürer,hele başkalarının sorumlulukları da binerse ne kadar dayanılmaz hale geleceğini şimdi,bu eski arabanın diş gıcırtılarına benzeyen sesleriyle sarsılırken gerçekten anlıyordu.
Bunlar nasıl meseleler komutanım?Kim kiminle çekişiyor?Niçin?Ekmek isteyenlere,varsa ekmek verilir .Duraklanmaz.Ekmek yoksa katlanılır,istenmez!Hayır.Bu dünya,bizim,savaş patlayınca bırakıp gittiğimiz dünya olamaz.Biz demek ki savaşa gitmedik
,eski dünyamızdan çekip gittik.Sonra bir başka dünyaya bize yabancı bir dünyaya savrulduk.Dış görünüşün eskisine benzerliği yalan..Alçakça bir oyuna geldik bizler,komutanım...Düşmanlarımız bizimle eğleniyor.Dayalınır mı buna?Dayalınır mı hiç?
Ölümden korkmadığımı gördünüz,komutanım;ben, ölmemekten korkuyorum.Yani öldükten sonra da bu acılar sürerse diye ödüm kopuyor!Acı çeken gövde mi,ruh mu?Bunu kesinlikle bilmek ne büyük mutlulukmuş!