Aslen Avukat olan yazarımız Zekeriya Çetin kaleminden, toplamda 147 sayfalık duygu yüklü bir içerik bizimle.
İki yıl önce yazarımızın kalemiyle "Uzun Zaman Önce" eserini okurken tanışmıştım ve severek okumuştum ama bu eseri daha bir başka demeden geçemeyeceğim.
#kitababaşlarken
O gecede, sıradanlığın kılığında koca bir keder gizliydi. Hiçbirimiz anlamadık. Köpekler ulumadı, gökyüzü kırmızıya bürünmedi, içimize kötü hisler çöreklenmedi. Her şey normal akışında sandık. Değilmiş meğer.........
Sayfaları çevirdikçe hüzünlenmemek elde değil. Şuan bunları yazarken dahi tüylerim ürperdi.
Ülkece zihnimizden asla silinmeyecek olan, dilimizin söylemeye varmadığı "Asrın Felaketi" 6 Şubat depreminde yaşananlar gözümüzün önünde canlanıyor.
Yazarımız her ne kadar romanda anlatılan kişilerin ve olayların kurgusal olduğunu belirtse de gerçek hayatın izlerini taşıdığı için, hatta belki şahit olmadığımız bazı hayatların ta kendisi olduğunu düşünürsek kurgu kısmı devreden çıkıyor.
Depremin sabahında teyze oğluna ulaşamayan karakterimiz bir umut apar topar Hatay'a gider. Enkaz başında kuzenine ulaşmayı beklerken Ali ile tanışır.
Ali çocukken Irak_İran savaşında ailesini, sevdiklerini kaybetmiş ve Türkiye'ye sığınmış. Yıllar sonra sevdiği kadınla evlenip yuva kurmuş. Ama şimdi sevdiği kadın ve evladı enkaz altındadır. Ali yine bir umut bekleyiş içindedir.
6 Şubat depremini hatırlayarak tüylerim ürperirken bir de Ali'nin anlattıklarını okurken kelimeler boğazıma dizildi desem yeridir.
Kitap ilk sayfadan itibaren duygu yüklü ve ders çıkarılacak nitelikte.
Yaşama şükretmek, doğal afetin önüne geçememek, savaşların acımasız yüzü ve geride bıraktıkları, vatansızlık duygusu, umutlu bekleyişin belirsizliği, her anın son an olabilecek hissine kapılmak ve daha bir çok duygu iç içe yer