"Bazen biri gider ve geriye hersey kalir..."
Dışarıdan kisacik gibi gozukse de içinde derin bir hikâye taşıyan kitaplardan biri…
Birilerinin yaşadığı kırılganlık, hayatın yükünü kendi içine çekişi ve kimselere gösteremediği fırtınalar bu kitapta her sayfada işlenmiş gibi..
Ailesini kaybeden acısıyla hayata tutunmaya, dik durmaya çalışan Mehmet, kendini istanbulda arkadasinin yaninda alir. “Umut” Mehmetin karanlık hayatına pencereden içeriye sızan bir ışık..ama bir gün hiçbir açıklama olmadan yok oluyor. Onu arayışı, bekleyişi, sesi duymaya çalışması… Bu kayboluş, sanki Mehmet’in ruhundan kopan bir parça gibi.
Zamanla yeni insanlar girse de hayatına, hiçbiri o boşluğu doldurmuyor; çünkü Umut’un yokluğunda Mehmet, kendi içindeki sessizliğin kapısını araliyor.
Deftere yazdığı satırlar, kendisiyle kuramadığı bağın izleri gibi. Geçmişe her dönüş, hem yüzleşme hem de bir kabulleniş.
Karanlıkla dolu anlarında bile aşkla tutunmaya çalışması, fakat sonunda yine yalnızlığın kucağına düşmesi; Mehmet’in iç dünyasındaki kırılgan yapıyı daha da belirginleştiriyor.
Okurken kitqp boyunca hep aynı şeyi dusundum;
Acaba Umut, Mehmet’in hayatındaki bir insan değil; onun kalbinde saklı kalan son ışığın adamıydı.
Ve o ışık söndüğünde Mehmet, hayatı yeniden tarif etmek zorunda kaldı.
Aslinda;
Herkesin içinde bir “biri” saklı. bazen kaybettiği bir dost, bazen terk ettiği bir duygu, bazen de kendine bile itiraf edemediği bir parçası…