benim dönüp dolaşıp sığındığım kürkçü dükkanım—
benim ateşim, benim savurdukça dağlanan,
dağlandıkça harlanan küllerim.
insan ruhunu kaç kez üfler bir uçurumun kenarından,
kaç kez bir şişenin içinde uğurlanır, kıyılarından?
müphem okyanuslarda katresine yabancı dalgalarla boğuşmak
ve ansızın bir çölün ortasında uyanmak, susuzluğundan—
sorgularken serabını, vahasından olmak,
bir orman yaratmak, sahrasından.
mucizesi midir, mecburiyeti, doğasından;
nimeti midir, laneti, yazgısından—
'yazılanın idrakına ermedikçe
sev/sen yazgını,
ne beyhude ne beyhude—
kazdığın toprağa girmedikçe
öl/sen uğruna,
ne beyhude ne beyhude.'
âsude firdevs
nereden çıktı bu plastik poşetler,
neden plastik bu poşetler?
hışırtılı bir varoluş
uçuşur cereyanımda.
geri dönüşümsüz bir yaşam,
gömülürken toprağıma
plastikleşiyoruz belki—
yiterek ruhumuzda.
kolektif bilinçdışına
âsudyen bir bakış—
ya da
ruhsal bir fit check diyelim:
taşıdıklarım ben miyim,
ben taşıdıklarımdan mı ibaretim—
hem taşar
hem taşırım
kendimden—
tinim, vecdim.
tenim, secdim.
bırak,
döküleyim—
bendimden.
âsude firdevs