Sadece durarak değil, bazen de koşarak, atılarak, ızdırap duyarak, "Hayır" diyerek saygı görevi yerine getirilirdi hayata.
...
Çölün yakıcı sıcağında bir ağaç gölgesinde Hudeybiye Antlaşması'nı imzalıyordu Hz. Peygamber. Yüzüne gelen bir ağaç dalının O'nu rahatsız ettiğini düşünen arkadaşlarından biri, dalı koparmaya yeltenince izin vermedi. Yaralanan bir ağacın altında yapmak istemedi belki de anlaşmasını.
Yalnız insanlara değil, evrene şefkat olarak gönderilmişti O.
Yaralamak değil, yaralara şifa olmak için. Hayata saygıyı öğretmişti orada, "Hayır" diyerek.
Marka yalnız çıplak bedenlerini gizlemez, değerini bulmaya yanaşmayan tembel ruhları da saklar örtüsünün altında.
Bu yüzden milletlerin bayraklarından daha coşkun dalgalanır markaların bayrağı.