"Dostlarım insanların haz adını verdikleri bu şey görünüşte ne garip bir şeydir.Onun,hazzın karşıtı olarak gördüğümüz acıyla ilişkisi ne tuhaftır.Düşünün bir kez; onların ikisi birden bize aynı anda gelmeyecektir ancak birinin peşinden koşar ve onu yakalarsak,pratik olarak diğerini de yakalamak zorunda kalırız;onlar tek bir başa bağlanmış iki yaratık gibidir.Benim başıma gelir görünen şey de tam tamına budur.Ayağımın zincire bağlı olan rahatsızlığı gitmiş ve onu çok yakından izleyen haz gelmiş görünüyor."
Ne varlığa sevinirim Ne yokluğa yerinirim Aşkın ile avunurum Bana seni gerek seni
Sofilere sohbet gerek Ahilere ahret gerek Mecnunlara Leyla gerek Bana seni gerek seni
Cennet cennet dedikleri Birkaç köşkle birkaç huri İsteyene ver onları Bana seni gerek seni
Bayramda çalışırız, bayramlar için! Arkasından marşımız:
Sürer eker biçeriz güvenip ötesine Milletin her kazancı milletin kesesine Toplandık baş çiftçinin Atatürk'ün sesine Toprakla savaş için ziraat cephesine
Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz Biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz
İnanç özgürlük verir insana, ama özgürlüğünü elinden alan da inanç değil mi? İnancı bir kez kurdun, temele sağlamca oturttun mu, onun kulu kölesi olmuyor musun? Bir İsa'nın kurduğu adalet düzenine bak, bir de birkaç yüzyıl sonra Katolik dininin onun yerine oturttuğu zorbalık düzenine. Birine İsa'nın komünizmi deniyor, öbürüne tek bir isim verilemiyor, çünkü zorbalık mı, sömürücülük mü, kapitalizm mi, emperyalizmi mi, hepsi var içinde.