...Hep Ben'in sahiplenmesine izin vermeyen
Öteki'nin izini sürmektedir. Bu anlamda, ruhsal hastalığın tedavisi de, O'nun Ben tarafından tamamiyle sahiplenilmesinde yatar. Melankoliyi de Ben'in içinde yuvalanan ve onu değiştiren Öteki'ne bağlar. Yas gibi melankoli de sevilen bir nesneden feragat etmekle başlar. Libidoyu yitirilen nesneden kopartan ve böylelikle yeni nesneyi işgal eden yas ve yas tutma eylemine karşın,
melankolide nesne içselleştirilir. İşgal enerjisi zayıftır ve nesneden kolaylıkla vazgeçilir ama serbest kalan libido yeni bir nesneyi işgal etmez. Daha ziyade nesneyle narsisistik bir özdeşleşme yaşanır: "Nesne seçilmişti, libido belli bir kişiye bağlanmıştı;
sevilen kişi tarafından hakiki bir rencide ediliş veya hayal kırıklığının etkisiyle, bu nesneyle ilişkide bir sarsılma meydana geldi. Libidonun bu nesneden çekilip yeni birine kaymasının getirdiği normal bir başarı duygusu yaşanmadı.Nesne yeterince güçlü
işgal edilmemişti, ondan vazgeçildi ama serbest kalan libido,başka bir objeye kaymak yerine Ben'e geri çekildi. Fakat orada
herhangi bir işe yaramadı, Ben'in vazgeçilmiş nesneyle özdeşleşmesine yol açtı.Bu şekilde Ben ve sevilen kişi arasındaki çatışma... Ben eleştirisi ile özdeşleşmeyle değişen Ben arasındaki bir çatışmaya dönüştü."Ben'in ikircikli bir ilişki kurduğu ve sonra vazgeçtiği nesne, Ben'in bir parçası haline gelecek biçimde içselleştirilir.Vazgeçilen objeye, yani Öteki'ne yönelen eleştiri, böylelikle bir benlik eleştirisi haline gelir.Kendine yöneltilen suçlamalar ve aşağılamalar aslında artık Ben'in bir parçası haline gelmiş Öteki 'ne yöneltilmektedir.