Şimdi, nereden başlasam bilemiyorum. Biraz detaylı, belki bu kitap için gereksiz; ama merak edeni için de oldukça bilgilendirici bir inceleme olacağını düşünüyorum birazdan yazacaklarımın. Belki olması gerekenden daha erken bir yaştan beri ara ara bu tarz, Wattpad çıkışlı ya da geleneksel şekilde yazılıp basılmış yetişkin/romantik temalı, zengin ve yakışıklı erkek/kendini eksik gören travmalı masum kız karakterleri barındıran kitaplar okuyorum. Dolayısıyla düşüncelerim sadece bu kitaba göre şekillenmedi. Başka örnekleri ile karşılaştırma yaparak da beğendiğim ve beğenmediğim özellikleri olduğu için incelememe gönül rahatlığı ile güvenebilirsiniz :)
Daha da fazla uzatmadan ilk söylemek istediğim şey Nazlı'nın tam bir kezo gibi yazılmış olmasına ne kadar sinir olduğum. Hele o paragrafların sonunda italik harflerle yazılmış, Nazlı'nın iç sesinin söylediği cümleler bana "cringe" olmanın ne demek olduğunu tam anlamıyla hissettirdi. Kaç kez kitabı kapatıp, sakinleşmek için birkaç dakika gözlerimi kapattığımı hatırlamıyorum. (Bkz: düşüncelerini bastırmak için Mehter Marşı (?) dinlemesi, Bora gibi bir karakterin yüzüklerini göstererek “I Said Yes” fotoğrafı çektireceğini düşünmesi ve olumsuz cevap alınca bozulması, Bora’nın ve ailesinin karşısında sık sık maddi durumunun yetersizliği hakkında konuşup sanki bu onu küçük düşürecek bir şeymiş gibi davranması vb.)
Küçük yaşta ailesini kaybetmesine rağmen sevdiklerinin desteği ile ayakla kalan ve Boğaziçi Üniversitesi'nde Matematik okuyan üstün zekalı bir kızın kendini böylesine eksik görmesine, yönlendirmeye bu kadar açık olmasına ve sevdiklerinin her zaman yanında olmuş olmasına rağmen ikide bir yalnızlığından ve kimsenin bir şeyi olamamaktan dem vurmasından da hiç hoşlanmadım. Hele bir sahne vardı ki paragraflar boyunca