SPOILER İÇERİR
Dostoyevski'nin suç ve ceza tanımları sıradan suç ve ceza tanımlarından oldukça farklı. Suç kavramına oldukça farklı bir bakış açısı geliştirmiş, bunu da ana karakter aracılığıyla bize yansıtmış. Ama bu bakış açısı net bir şekilde tam olarak ifade edilmemiş. Yani ucu açık, değerlendirilebilir, okuru düşündüren ve bazı şeyleri sorgulatan bir bakış açısı. Aslına bakılırsa yazar da kitapta bu bakış açısını değerlendirmiş, sorgulamış denilebilir. İşlenen suç ise cinayet.
Sanılanın aksine Suç ve Ceza müthiş olay örgüleri barındıran, oldukça akıcı, aksiyon dolu bir polisiye roman değil, psikolojik bir roman denilebilir. Kitabı okurken cinayet işleyen ana karakter Raskolnikov ile cinayeti işlemeden önceki düşüncelerini, cinayet sırasında yaşananları ve özellikle de cinayetten sonraki süreçte kişinin yaşadığı psikolojik bunalımları, tereddüt halini, çekilen acıları ve sizi hapseden derin duyguları birlikte hissediyorsunuz.
Dostoyevski'nin anlayışında ceza ise kürek mahkumluğu değil, Raskolnikov'un cinayet sonrası yaşadığı bunalımlar ve çektiği acılar. Yalnızca kendine de değil, sevdiklerine ve onu sevenlere de çektiriyor bu acıları. Suçu kendisi işlese de cezayı sevdikleriyle birlikte çekiyor Raskolnikov. Onları da çektiği cezaya ortak ediyor, onlar da derin üzüntüler yaşıyor. Bu da işlenmiş kitapta.
Bana okurken en çok zevk veren kısım ise sorgu yarıcı Porfiri Petroviç'in Raskolnikov'un üstüne gidişi, ona ve diğer şüphelilere uyguladığı psikolojik baskı, Raskolnikov ile girdikleri akıl oyunları, onun üzerinde kurduğu psikolojik üstünlük ve sonunda Raskolnikov'un cinayetini itiraf etmesini sağlaması oldu.
Aynı zamanda kitabın sonunda çok ince de bir mesaj vermiş Dostoyevski, aşkın insanı hayata bağladığına ve geçmişteki acıları unutup yeni bir sayfa açmak için