Sonuç olarak, elbette dağcılığın içinde tehlike ve korku var, bunlar olmasa zirveye ulaşıldığında duyulan tatmin duygusu, başarmış olma duygusu eksik kalır. Tehlike ve korku bir uyarıcı gibidir, dağcı korkusunu, heyecanını kontrol eder ve bu stresin getirdiği adrenalini, aşırı uyarılmaya izin vermeden olumlu yönde kullanıp dikkatini, gücünü ve sınırlarını arttırır ve bu motivasyonla, normal şartlarda aşamayacağı engellerin üstesinden gelir.
işte bu yüzdendir, bu insanların fiziksel, duygusal, entelektüel ve ruhsal canlılığı, aktifliği, gücü, çekiciliği...
Dağcılar merak, hayal gücü ve fantazi duyguları gelişmiş insanlardır. Zor koşullardaki cesaretleri, baskı ve yoğun stres altındaki zarafetleri, ruhsal cömertlikleri ve gittikçe sertleşen koşullara rağmen gösterdikleri sabır onları sıradan insanlardan farklı kılar. Onlarda korkar ama kontrol etmeyi bilirler, onlarda isterler ama sabretmeyi bilirler ve ağır ağır acele ederler.Bazıları özgür bir ruhla doğuyor ve sonuna kadar bunun tadını çıkarıyor.
"Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var;
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına.
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana."-Ataol Behramoğlu