Öncelikle Nermin Yıldırım’ın daha önce bir çok kitabını okumuş olmanın heyecanı ile başladığım kitapta tanıdık bir tat bulmuş olmanın mutluluğu ama sanıyorum ilk kitabı olmasının da verdiği sürüklenmenin arasında bolca gidip geldim diyebilirim. Şöyle ki diğer kitaplarında daima ters köşe edişleri ilk kitabı Unutma Beni Apartman’ı için söyleyemem. Ev’deki kaybolmuşluk hissinin ardından kendine kavuşması, Unutma Dersleri’ndeki ters köşeleri, Dokunmadan kitabındaki zihnimde yarattığı acabaları, Rüyalar Anlatılmaz’daki sarsıcı sonu aksine Unutma Beni Apartmanı’nda bir çok konuya değinmesi, hem siyasetten hem depremden, biraz hayatın savrulmuşluğundan biraz dünya gündeminden derken ordan oraya savrulmuş hissettim kendimi. Sanki her şeye değinmek düşüncesinden doğan bir potpuri gibi bir romandı. Önceki kitaplarının tadını almasaydım ilk kitabından sonrasını getirebilir miydim bilmiyorum. Her şeye rağmen kitaplığımın en sevilen kısmında ayrılan bölüm Nermin Yıldırım kitapları olacak daima…