Mustafa Kemal
Atatürkçülük ahlak, bilgi, yürek ister. Yazgıcılık değil, yaratıcılıktır. Durağanlık değil, devingenliktir. Yekta Güngör Özden

Kimola, bir alıntı ekledi.
13 May 17:20 · Kitabı okudu

Atatürk' ü Koruma Kanunu üzerine
Şimdi bu Atatürkçülük iddiası çok mühim. Şu garip tecelliye dikkatini çekerim: Atatürk, 1938 yılında öldü. Onun resmini paralardan-pullardan kaldıran ve onu 13 yıl Ankara’da, Etnoğrafya Müzesi ’n de bir taşın üstünde yatıran CHP, Atatürkçüdür de, Atatürk’ü Anıtkabir'e kaldıran ve Atatürk’ü çeşitli hücumlardan, hakaretlerden uzak tutmaya çalışan, bu maksatla Atatürk’ü Koruma Kanunu çıkaran DP Atatürk düşmanıdır. Nasıl olur bu? İnönü, Atatürk’ün işbaşından uzaklaştırdığı bir takım kimseleri yeniden devlet hizmetine aldı. Şimdi bu İnönü Atatürkçü! Ama “Atatürk! Seni sevmek milli bir ibadettir!” diyecek kadar Atatürk muhabbetini en uç noktada tutan Atatürk’ün son Başbakanı Celâl Bayar “Atatürk düşmanıdır!” Nasıl oluyor bu? DP 1951 yılında, Meclisten Atatürk’ü Koruma Kanunu’nu çıkardığı zaman ben Seyhan Milletvekili olarak Meclisteydiın. O kanunun altında benim de oyum vardır. Kanun Mecliste görüşülürken, bazı milletvekilleri, buna şiddetle itiraz ettiler. Meselâ benim gibi Seyhan Milletvekili olan Sinan Tekelioğlu kı”, bir jandarma subayı emeklisidir; çıktı kürsüye dedi ki: “Siz bu Atatürk’ü Koruma Kanunu çıkartmakla Vicdan hürriyetini, tenkit hürriyetini tamamen yok edeceksiniz. Demokratik nizamda böyle kanunlar olmaz. Bırakınız insanlar Atatürk konusunda da Serbest olsunlar. Tenkitleri varsa yapsınlar. Atatürk’ü kanunlarla tabu hâline getirmeyin. Bu çok yanlış bir iş olur!”

Arif Nihat Asya İhtişamı, Yavuz Bülent BakilerArif Nihat Asya İhtişamı, Yavuz Bülent Bakiler
aegis athena, Sömürülen Atatürk ve Atatürkçülük'ü inceledi.
06 May 14:00 · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

1k ekibinden çok kültürlü bir arkadaşın sadece adı aynı diye 1973 yılında yazılan kitabın yazarı olarak 1967 doğumlu alakası olmayan bir zatın bilgilerini girdiği kitap :) Gerçek Asım arslan 1948 doğumlu eski bir hukuk mezunu kaymakamdır. Yani kulak burun boğaz doktoru değil. Neyse okuduğum 32.baskısı kitabın 96 yılına ait güncellemeleri yapılmış. Kemalistler kuran yaktı camileri ahır yaptı yalanlarının fesli deli kadir mısırlıoğlu ve üstad! Necip Fazıl'ın o dönem yazdığı propaganda yazıları sayesinde ortaya çıktığı kitapta kaynaklarıyla, dergi örnekleri ve alıntılarıyla gösterilmiş. Bugün ortalıkta sanki o dönemleri araştırmış gibi ortalıkta dolaşan çakma tarihçi çomarların dölleri o zaman atılmış meğer. Atatürk maskesi takıp laikliğe en ağır darbeleri vuranlar öyle güzel deşifre edilmiş ki bugün bile tanıyabilirsiniz onları. Kitabı herkes okusa keşke! En çok da Mustafa Kemal'i tanımayanlar okusa.

aegis athena, bir alıntı ekledi.
06 May 13:35 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Atilla İlhan
Atatürkçülük, mazlum milletlerin "Hristiyan, beyaz ve batılı" emperyalistlere ilk başkaldırış hareketidir. Mustafa Kemal sosyalist değildi ama, bir devrimciydi.

Sömürülen Atatürk ve Atatürkçülük, Asım Aslan (Sayfa 110)Sömürülen Atatürk ve Atatürkçülük, Asım Aslan (Sayfa 110)
aegis athena, bir alıntı ekledi.
06 May 13:32 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

İlhan Selçuk
Atatürkçülük demek, bilime inanmak demektir. Bilime inanmak, sosyal olaylarda da bilime inanmaktır. Ümmetçiliğe karşı milliyetçilik, şeriata karşı laiklik, uyduculuğa karşı istiklalcilik, padişahlığa karşı cumhuriyetçilik, imtiyazlı yönetime karşı halkçılık, tutuculuğa karşı devrimcilik, köleliğe karşı hürriyetçilik, emperyalizme karşı antiemperyalizm, sömürüye karşı toplumculuk, bağımlaşmaya karşı bağımsızlık mesleğini benimsemek Atatürkçülüktür.

Sömürülen Atatürk ve Atatürkçülük, Asım Aslan (Sayfa 110)Sömürülen Atatürk ve Atatürkçülük, Asım Aslan (Sayfa 110)
M. ϜϓſϞ ^-^, bir alıntı ekledi.
29 Nis 00:08 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Atatürkçülük ruh ve eylemdir; içi boş laflar değil.

Ey Vatan, Osman Pamukoğlu (Sayfa 153)Ey Vatan, Osman Pamukoğlu (Sayfa 153)
Sümeyye Görmüş, bir alıntı ekledi.
23 Nis 17:26

Bugün Atatürkçüyüm demek çok kolay, çok ucuz. Üstelik, Atatürkçü olmak yada öyle görünmek, içi boşalmış bu kuru kavramın perdesi altında çok becerikli kurnazlıkların, çıkarların yürütülmesine de yarıyor. Atatürk'ün kalkan olarak kullanılması, herkesin Atatürkçü geçinmesi işte bundandır. Atatürkçülük, çıkarların, kurnazlıkların aracı yapılıyor. Atatürkçülük ilkelerini asıl yıkanlar, Atatürkçü olduklarını söyleyenler, o ilkeleri tekellerinde tutmak isteyenlerdir.

Suçlanan Ve Aklanan Yazılar, Aziz Nesin (Sayfa 47 - Adam Yayınları)Suçlanan Ve Aklanan Yazılar, Aziz Nesin (Sayfa 47 - Adam Yayınları)
Semih, bir alıntı ekledi.
23 Nis 11:09 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Atatürkçülük bir din, yozca bir inanç olmamalıdır. Atatürkçülük bu ülkede, yalnız bir sınıfın değil, tüm halkımızın kalkınmasını sağlar da ondan Atatürkçülük ilkelerini savunuyoruz. Bu kalkınmanın birbirine koşut iki yolu vardır: Üretim ve öğretim... Ama heykel değil...

Ah Biz Ödlek Aydınlar, Aziz Nesin (Sayfa 129 - Nesin Yayınevi)Ah Biz Ödlek Aydınlar, Aziz Nesin (Sayfa 129 - Nesin Yayınevi)
Rahime, Ah Biz Ödlek Aydınlar'ı inceledi.
13 Nis 18:22 · Kitabı okudu · 7 günde · Puan vermedi

Ah Biz Ödlek Aydınlar, Aziz Nesin'in deneme türünde, gazete - dergi yazılarından, mektuplarından, anılarından, kitap önsözlerinden ve çeşitli toplantılarda konuşmuş olduğu yazılarından oluşan kitabıdır.

Neden gülmece türünde ki hikayelerden oluşan kitaplarını değil de deneme türünde bir kitabını okudum Aziz Nesin'in? Çünkü, bana göre bir yazarı tanımanın en güzel ve doğru yolu yazmış olduğu deneme-inceleme türünde bir kitabını okumaktır. Bu sayede, yazarın karakterini, dünya görüşünü, olaylar karşısındaki tutumunu hatta yazdıkları kitaplara esin kaynağı olan şeyleri bile öğrenebiliriz. Bir yazar, deneme yazarak aslında okura kalbinin kapılarını da aralamış olur. Ve her şeyi bütün çıplaklığıyla gösterir. Metaforlara, kelime oyunlarına ya da satır aralarına bir şeyler gizlemeye çalışmadan neyse düşüncesi aynen yansıtır. Bu bakımdan denemelere, biz okurlar hak ettiği değeri vermeliyiz ve ilk defa okuyacağımız bir yazarın, eğer varsa deneme kitabı, ilk o kitaptan başlayarak tanımalıyız yazarı ve yazdıklarını. Bu sayede neyi ne için yazmış olduğunu daha iyi anlamış oluruz. Bunları yazmanın sebebi denemelere karşı okurlarda bir ön yargının olması. Evet belki okurken, harika bir olay örgüsü olan roman gibi tat vermiyor olabilir ama, ufkumuzu genişletmek, düşünmek ve sorgulamak, daha bilinçli bireyler olmak adına değerli yazarların birikimlerini paylaştığı bu kitapları okumanın ileri vadede faydasının olacağını sizler de okudukça anlayacaksınız.

Deneme ile ilgili söyleceyeceklerim bittiğine göre içerikle alakalı da görüşlerimi siz değerli okurlara arz edeyim. Kitap, parça parça bir çok konuyu anlatan yazılardan oluştuğu için, yalnızca bir kaç tanesine değineceğim.

Bu kitabı okuyana kadar Aziz Nesin'in Atatürk büstü yapılmasına karşı olduğunu bilmiyordum. Bilindiği üzere, Aziz Nesin, Atatürkçü birisidir ve Atatürk büstüne karşı olması garip bir durum gibi görünebilir ama işin aslı öyle değildir. Atatürkçülük felsefesini tam mânâsıyla anlayan her birey zaten büstlere karşı olur. Aziz Nesin'de bunun farkında ve Atatürk heykeli yapmaya karşı çıkıyor bunun biçimcilik olduğunu özden uzaklaştırdığını savunuyor ve şöyle diyor " Atatürkçüler de günümüzde özden sıyrılıp biçimciliğe saplanmıştır. Ve bütün tarih bize gösteriyor ki, bir toplum, bağlı olduğu bir kutsal kavramın özünü yitirdikçe, o kav­ramın biçimine daha çok sarılmıştır. "
Bu demektir ki, bir düşünceyi, şekilcilikten uzak ve taşıdığı manayı amacından uzaklaştırmadan yaşamak ve yaşatmak gerekiyor.

Milliyet gazetesi 1964 yılında okullardan bağış toplamış ve toplanan para o zamanın parasıyla 500 bin lirayı bulmuş. Aziz nesin, bu parayla Atatürk heykeli değil, okul yaptırılmasını önermiş ve bu öneriyi akşam gazetesinde yayınlamıştır.Ve gazete sahiplerine şöyle bir çağrıda bulunmuş. "Bir yanlıştan dönmenin de büyük bir yiğitlik ve yürek­lilik olduğunu bilirsiniz. Heykel yaptırma yanlışından, okul yaptırma doğrusuna dönerseniz, bütün gerçekçi aydınları da yanınızda bulacaksınız." Ne kadar samimi bir çağrı öyle değil mi? Toplumumuzun heykellere ihtiyacı yok. Atatürkçü düşüncenin de buna ihtiyacı yok. Çok klişe olacak ama, İhtiyacımız olan şey eğitim. Bir de 1964 yılının Türkiyesini düşününce ne kadar da gereksiz bir şey olduğunu daha iyi anlıyor insan. Yahu millet açlıktan ölüyor, tahtırevanla büst dikmeye gitmekte neyin nesi? İşte aydın dedğin ülkesinin neye ihtiyacı olup olmadığını iyi bilecek.

Aziz Nesin'in Dünya savaşlarına da itirazı var. TDK'nın, Türkçe Sözlük'ünde savaşın ta­nımı şöyle: "Ekonomik ve politik amaçlarına ulaşabilmek için devletlerin yada toplumsal sınıfların giriştikleri silah­lı eylem." ama Aziz nesin bu tanımın savaşın tam karşılığı olmadığını düşünüyor. Ve savaş yok etmek, ortadan kaldırmak, insanları öldürmek anlamına geliyor ve diyor ki, "20 milyon Sovyet, 6 milyon Yahudi olmak üzere değişik milletler den 60 milyon kişi ölmemiş olsaydı biz bu savaşa 2. Dünya savaşı dermiydik." Demek ki savaş, insanların ölmesiyle gerçekleşen bir eylem Aziz Nesin'de II. Dünya Savaşından sonra, Bölgesel savaşlarda devletlerin kendi içinde ki iç savaşlarda, anarşi vs. İle ölen insanlar ve açlıktan ölen insanların sayısının milyonları bulduğumu söylüyor ve teoride bir dünya savaşı var olmasına rağmen pratikte bunun dile getirilmemesini eleştiriyor ve Emperyalizmi suçluyor.

"Emperyalizm ancak savaşla beslenip yaşayabilen ve durmadan yiyen ve şişen bir obur dev olduğu için de, dün­yadaki savaşlar, edimsel olarak kendi ülkelerine bulaşmadıkça, kendi çıkardıkları yada körükledikleri böl­gesel savaşlarda, sayılanmış dünya savaşlarında ölenlerden daha çok insan ölse bile, bu savaşı bir dünya savşı sayma­maktadırlar. Oysa dünyamız, İkinci Dünya Savaşı'nın bi­timinden beri, sayısı konulmamış olan bir Dünya Savaşı'nın içindedir. Belirtilerinden öyle görünüyor ki, bu obur dev, bölgesel savaşlarla da yetinemediği gün yaşayabilmek ve doğasının gereği zorunlu olarak durmadan şişebilmek için dünya savaşının sayısını da koyacaktır"


Bu söyledikleri ayakta alkışlanacak tespitler. Sömürgeci devletlerin, kendi menfaatleri için çıkardıkları savaşların canlı tanıklarıyız. Baktığınız da dünya alev alev yanıyor ama sömürgecilerin aleyhine bir durum olmadığı için isterse 2. Dünya Savaşının on katı insan ölsün bu onlar için bir dünya savaşı değildir ellerinin kiridir.

Evet bu paylaştığım konular kitapta paylaşılan konulardan sadece bir kaçı. Bir çok konuda, Aziz N. görüşlerini bizimle paylaşmış ve kesinlikle okunmaya değer. Sırf onun kendi doğrularını söyleme cesareti için bile bütün kitapları okunur. Sonun da hapse düşeceğini bile bile fikirlerini söylemekten çekinmeyen dava adamı. Sırf bu yüzden defalarca hapse girmiş. Hem de onun dönemini düşününce ne cesaret varmış adam da diye düşünmeden edemiyorum. Şimdiki zaman da siyasal bir olaydan hapse girip çıkan herkes kahraman ilan ediliyor ama o dönem anarşist, vatan haini diye nitelendirilmeniz işten bile değil üstelik mesleğin yazarlık ve kimse senin kitaplarını basmak istemiyor. Belki Aziz Nesin ile bazı görüşlerde çakışıyoruzdur ama o kendine Aydın demiş ve bunun hakkını kendi doğrularıyla vermiş birisi bana göre.

Aslında bu kitabı zamanlama olarak çok doğru bir zaman da okuduğumu düşünüyorum. Bizler, yani 1K sakinleri sıradan, evden işe, işten eve hafta sonu avm'ye giden normal vatandaşlarız. (Ya da ben öyleyim.) Görüşlerimizi, düşüncelerimizi gerçek hayatımızda yansıtacağımız durumlar olmuyor. Yani herhangi bir toplumsal bir konuyu enine boyuna konuşacağımız ortamları pek bulamıyoruz ama bu platform düşüncelerimizi ifade için bulunmaz bir nimet. Bu sebeple, sizleri eleştiri yapmaya, doğrularınızı savunmaya davet ediyorum. Yani sırf takipçisi çok diye sahip olmadığınız bir görüşü öven birinin incelemesinin altına güzellemeler dizmeyin. Ya da kurulan arkadaşlıklarınız kendi doğrularınızın önüne geçmesin. Yanlışları söylerken menfaatinizi düşünmeden cesurca ve sonucuna katlanarak söyleyin. Bu konuda yalnız değilim zamanın da bu konudan Aziz Nesin'de dertliymiş "Önemli olan, eleştiriden beklenilen işlevin, ülkemizde gerçekleşip gerçekleşmediği­dir. Başka türlü söylersek sanat ve edebiyatımızı donmuşluktan kurtaracak onun temel gelişimini etkileyecek nes­nel bir eleştirel ortama sahip miyiz? Dergilerde yer alan eleştirilere baktığımızda bunların, böyle bir soruya evet dedirtecek nitelikte olmadığını söyle­yebiliriz. Çoğu, dostluk ya da arkadaşlık itkisiyle yazılmış yaklaşımlar."
İşte ben bunu 1K'da yapılan eleştiriler için de baz alınmasını istiyorum. Çünkü nesnel bir eleştiriden ziyade gurur okşayıcı eleştiriler yapılıyor ve ben bundan rahatsızım.


Uzun bir yazı oldu farkındayım ve elimden geldiğince kısa tutmaya çalışsamda yine uzun oldu. Aslında bu yazdıklarım yazmak istediklerimin yanın da önsöz kalır ama durmam lazım artık.

Buraya kadar okuyan herkese çok teşekkür ederim. Aziz Nesin etkinliği düzenleyen arkadaşlara, yayıncısına, yapımcısına da teşekkürler, sağolunuz efendim.

Cem Eren, bir alıntı ekledi.
 12 Nis 21:48

"Bir kişi hem liberalizmi savunur, hem de Atatürkçü
olamaz; Atatürkçülük devletçiliktir.

Bir kişi, hem Osmanlıcayı, Mecelle'yi savunur, her
alanda Doğulu kalmakta direnir, hem de Atatürkçü olmaz; Atatürkçülük devrimciliktir.

Bir kişi, Mevlevi ayinleri yapılmasından yana. Hacı bektaş'ı yasaklarsa, Kuran'in Türkçeleşmesine karşıysa,din azıınlıklarına hak tanımazsa,devlet işini din işine karıştırırsa,bu yolla din avcılığına,böylece halkı aldatmaya kalkarsa,yatırlara bel bağlayanlara göz yumarsa, Atatürkçü olamaz; Atatürkçülük laikliktir.

Bir kişi, birey zenginliğini yurt gelişmesi ve ulusal zenginlik sayarsa, yurttaş başına düşen ortalama yıllık gelirin altıyüz lira olduğu bir ülkede, devlet eliyle milyonerlerin türemesine yardım ederse, grev hakkına karşıysa, hak ve adalet üzerine gelirin üleşilmesini doğru bulmazsa,sömürülmeden yanaysa,Atatürkçü olamaz;Atatürkçülük halkçılıktır."

Suçlanan Ve Aklanan Yazılar, Aziz Nesin (Sayfa 53)Suçlanan Ve Aklanan Yazılar, Aziz Nesin (Sayfa 53)