Yeniçeri Ocağı'nın bozulması anlatılırken çok doğru bir cümle telaffuz edilir: "Ocak Devlet içindir yerine Devlet Ocak içindir!" düşüncesi hakim olmuştur.
Taklid-i Seyf Abdülhamid Han'ın selefi ve ağabeyi V. Murad için yapılmadı. Çünkü bir önceki padişah Sultan Abdülaziz Han, darbeciler tarafından, "Akli melekelerini kaybetti!" gerekçesiyle tahttan indirilmişti. Halbuki yerine geçirdikleri V. Murad'ın nevrozları had safhadaydı. Psikolojik problemleri vardı. Kritik anlarda kontrolünü kaybediyor, ne söylediğini ve nasıl davrandığını bilmiyordu. Mithat ve Hüseyin Avni Paşalar, padişah ilan ettikleri V. Murad'a Taklid-i Seyf merasimi yapamadılar. Çünkü bu tören, saray gibi hususi ortamlarda değil, tüm halkın huzurunda gerçekleșiyordu. Yeni padişahın herkesin önünde tuhaf bir söz sarf etmesi ya da davranışta bulunması onu başa geçirenlerin neler çevirdiklerini bir anda gözler önüne serebilirdi. İşte bu nedenle Peygamber Efendimiz 'in kılıcını kuşanamamıș ve cülusu yapılmamış olan V. Murad bir çok otorite tarafından Osmanlı padişahı sayılmamaktadır.
Taklid-i Seyf. Bir Osmanlı padişahı tahta, Peygamber Efendimiz'in(sas) huzurunda çıkmalı ve orada "dürüst ve adaletli" bir idareci olmaya söz vermelidir. Ancak bir padişahın, payitahtı bırakıp merkeze son derece uzak ve tehlikeli bir yolu kat etmesi devletin bekasını tehlikeye düşürebilidi. Bu sebeple Medine'de mefdun Hz. Muhammed'in (sas) İstanbul'daki temsilcisi konumundaki zatın, yani Ebu Eyyub el-Ensari Hazretleri'nin yanına gitmeyi tercih ettiler. O'nun huzurunda söz verip kılıç kuşandılar. Bu kılıç hiçbir zaman öylesine bir kılıç olmadı. Peygamber Efendimiz'in (sas) kılıcını kuşanıyor, padişahlığa bu şekilde adım atıyorlardı.
Yıllarca ikamet ettiği Maslak Kasrı'nda hep alt kattaki bir odada kalmıştır. Aslında tüm ailenin yatak odaları üst katta iken Abdülhamid Han herhangi bir saldırıda üst kattan bahçeye geçip kurtulmak zor olacağı için yatak odasını alt kata taşımıştır. Ayrıca gecelediği odanın bir duvarında duran dev dolap, aslında bir dolap değil, yan odaya geçen gizli bir geçittir. Herhangi bir sıkıntı zuhur ettiğinde salona çıkmadan başka odaya geçecek ve olası bir saldırıdan bu gizli geçit aracılığıyla kurtulabilecektir. Sultan Abdülaziz Han'ın veliaht şehzade olan oğlunun, kendi konağında intihar süsü verilerek hain bir pusu ile öldürüldüğü atmosferde tedbirli olmayı korkaklık olarak değerlendirmek, fevkalade yanlış olacaktır.
Şehzade Abdülhamid'in padişahlık yıllarında Mısır'ın İngilizler tarafından işgali; orayı, halkını kadim tarihini gördüğü için ona büyük bir acı yaşatacaktı. Gittiği, gördüğü, kendinden olduğunu bildiği topraklarının 1882'de İngiliz işgaline uğramasını hiçbir zaman kabullenemedi.