"Maişetimizi karşılamamız için hiçbir teminat verilmeden memleketimizden hudut harici edildik. Hususi mülkümüze el konuldu. Ailemiz ve biz, Avrupa'da neredeyse dilenci haline geldik. Ecdadımız haşmetli hükümdarlardı ve asırlarca İslam'ın şanını muhafazaya çalışmışlardı. Onların torunları olarak bizlerin, her ne kadar hata bizden kaynaklanmıyor olsa da, önde gelen Müslüman büyükleri ve ileri gelenlerinden yardım istemeye mecbur olmamız, talihin acı bir cilvesidir."
"Gerideki hanedan efradının önünde kala kala basit işçilikler kalıyordu. Bu sebeple genç şehzadeler, sıradan işlere girdiler. Mehmet Abid Efendi kapı kapı dolaşıp sabun ve jilet satardı. Hatta asansörsüz eski Fransız apartmanlarını inip çıkmaktan bacakları filibit olmuş; bu işi de yapamaz hale gelmişti. Abdülkadir Efendi, Budapeşte'de bir orkestrada birinci kemancılık; Sofya'da da belediyede kantarcılık; memlekette iken otomobil sürmeyi öğrenen Nazım Efendi Beyrut-Bağdat arasında taksicilik, Mehmed Orhan Efendi taksicilik, sonra Paris'te Amerikan askeri mezarlığında bekçilik yaptı. Burhaneddin Cem, vatandaş olabilmek için girdiği Amerika'nın ordusunda 22 sene vazife yaptı. Ali Vasıb Efendi, kafelerde piyano ve davul çalarak geçindi. Fehime Sultanın zevci Mahmut Behçet Bey, Nice'te dondurma satardı. Elinde avcundakini satıp tüketen Ayşe Sultan, "Allah, sabredenlerle beraberdir." mealindeki "innallahe maassabirin" ayet-i kerimesini eliyle işler, oğlu bunları geceleri sokakta satardı."
"Çalışma imkanından mahrum yaşlı şehzade ve sultanlar, yanlarında getirdikleri bir miktar para ve sonra da mücevherleri satarak bir müddet idare ettiler. Sermayeleri bulunmadığı için iş kuramayan hanedan fertlerinin resmi vazife almalarına da diplomatik münasebetlerin bozulabileceği tehdidi ile Ankara mani oldu."
"Osmanoğulları'nın her şeyine el konuldu. Türkiye dışındaki varlıklarının hiçbirini o devletler, Türkiye'deki uygulamayı emsal göstererek vermediler (verilmemesi için Ankara'dan da yazı gönderildi) Hanedanın yabancı bankalarda kuruşu yoktu. Sultan Vahideddin büyük akılsızlık edip Türkiye'yi terk ederken bir avuç elmas almayı bile düşünmemişti. Her Türk'ün elbette dokunulmaz malı mülkü varken, Osmanoğulları'nın her şeyi yağmacıların, dolandırıcıların, azınlıkların eline geçti."