Sus..!
Dinle Bak duyuyormusun..?
Ne diyOr yüreğim ;
Seni SoLuyoR ,
Her an her saniye sen varSin düşLerimDe..
Ne zaman seni görSem MutLu uyaniyorum sabahLari
AnLam veremiyorum’Ki insan bu kadar hasretken.,
ÖzLedigimden Sanirim her sabah biR simit poğCa istiyoR Canim..
HatirLadinMi..?
Çayin yanina seninLe gözgöze Hani.
NasiLda tatliydi değiLmi..
Ne zaman biter bu hasret biLmiyorum dokunuyoR sensizLik..
Çocukça seven sevdalilar gibi bir gün intihara doğru cekecek sana Olan özLemim..
Doğruya hih..
Sende çocukLuk sevdam değilmiydin..
Evet..
Belkide O yüzDen tertemizsin içimDe..
Hiç kirLenmedin..
Kirletemedim Seni..
Yakistiramadim..
BeLkide’ biLmiyorum.
Bak..!
Bu gece de bitti bitiyoR .
Ay gökyüzünü aydinlata durSun.,
UyKuyu biLmem .
Geceyi bilmem .
Ben bilirsem.,
Bir kendimi bilirim’
Bir şiir yazsam sana roman seni kıskanır.
Şarkı söylesem sana türkü seni kıskanır.
Seni seyretmek için göklerde hayal etsem,
Ta marstan sitem olur yerler seni kıskanır.
Hayalimde yaşatsam rüyam seni kıskanır.
Kalbime soksam seni beynim seni kıskanır.
Mehtabımsın diyerek okşamış olsam seni,
Samanyolu dağılır yıldız seni kıskanır.
Mevsim olsan senemde aylar seni kıskanır.
Gönlümde günüm olsan gecem seni kıskanır.
Karanlıkta kalınca ışık istesem günden,
Yıldız buna üzülür mehtap seni kıskanır.
Çiçek olsan saksımda vazom seni kıskanır.
Gölde nilüfer olsan dağlar seni kıskanır.
İsmini anmak için dudağımı bükünce,
Boğazım düğümlenir dilim seni kıskanır.
Halil Müftüoğlu
Gülüşün ki Kerbela'da Zemzem suyu
Kuşlar yuva yapar, yanağındaki gamzeye
Bahar çiçekleriyle eğilir, gülüşünü selamlar
Dünya dönmeyi unutur, seni seyre dalar
Azad olur içimdeki tutuklu duygular
Gülüşünde
Asfalt kenarlarında,
Taş duvarlarda, demir kapılarda çiçekler açar
Bülbüller güllere bir kez daha aşık olur
Güller en derinlerde sakladığı kokularını saçar
Gülüşünde yer, gök, hava, su aşk olur
Gülüşünde yıldızlar toplanır gözlerinde
Ay rakseder Dicle nin sularında
Şiirler Darağacından kurtulur
Şairlerin katline ferman yazılmaz, ozanlar yakılmaz
Mem zındandan çıkar, tahir zühre ye kavuşur
Gülüşünde sen şiir olursun ben şair olurum
Beşir Çıtak
Sanki elim kör düğüm, ellerinle sinemde
Kalbimin cidarına dokunan sen misin yâr
Halimi halı gibi serip gönül hanemde
Ömrümün tezgâhında dokunan sen misin yâr
Cemalin güneş gibi doğarken tan yerinden
Gölgelere saklanan, gözlerimin ferinden
Zülfünün tellerini perde yapıp derinden
Gözümün karasından sakınan sen misin yâr
Can özümden kabzetmiş aşkının iptilası
Yakar cehennem gibi sevdaların alâsı
Burnumda tütüyorken teninin rayihası
Menekşeler laleler takınan sen misin yâr
Lütfedip rüyalarda bir peri edasıyla
Yüreğimi titreten davetkar nidasıyla
Cezbinde harabeden ilahi hevasıyla
Yoluna feda gibi bakınan sen misin yâr
Kutsanmış bir gecede içtiğim meyler gibi
Şu akıl sandığımı başımdan eyler gibi
İçten içe sessizce ismini söyler gibi
Dilimde ayet diye okunan sen misin yâr...
Erol URAZ
Gölgesi düşmüş saçlarına yılların
Zeytin gözüne kareler konmuş yarin
Çiçek çiçek olmuş herbir teli zambağın
Hani bahar...
Hani har...
Nerdesin....Ey yar....
Gün geçti hazan oldu yapraklar
Harelendi mis kokan kara topraklar
Kokun geldi
Sen gelmedin buralara
Ey yar..
Hani bahar... hani har...
Nerdesin ey yar...
Kurumuş yapraklar yeşile döndü
Uyandı güneşine susamış toprak..
Narına binlerce hece düştü
Hani bahar... hani har..
Nerdesin ey yar....Nerdesin ey yar....
Arzu Gülücüdür