Puan vermedi·496 syf.··
2021 11. kitabı
DOĞU HIRİSYANLIĞI TARİHİ İSKENDERİYE HIRİSTİYANLIĞI KOPT KİLİSESİ Hristiyanlık tarihindeki talihsiz ayrılıkların kökeni 451 yılındaki Kadıköy Ekümenik konsilinde alınan kararlara dayanmaktadır. Kopt ve Mısırlı sözcükleri eş anlamlıdır. Kopt dini hiyerarşisinde Aziz Markos, birbirini izleyen 116 patriğin birincisi olarak kabul edilir. Büyük Konstantin 313 yılında Milano Fermanını ilan ederek dinsel hoşgörüyü hâkim kıldı ve Hristiyanlığı tüm Romanın dinlerinden biri olarak kabul etti. 323 yılında ise Hristiyanlığı tüm Romanın resmi dini olarak kabul etti. İşte bu noktada hoşgörü politikası tersine döndü. Bu kez de Hristiyan çoğunluğun pagan azınlığa karşı zulüm dönemi başladı. 415 yılında son pagan yeni Platoncu filozof Hypatia taşlanarak öldürüldü ve paganlara karşı zulüm süreci tamamlanmış oldu. Kilise tarihindeki patristik dönem, heretik akımların ortaya çıkmasıyla karakterize edilebilir. Mısırda ortaya çıkan en nemli iki heretik akım Gnostisizm ve Arianizmdir. İznik konsilinde alınan kararlar neticesinde Arianizm mahkûm edilmiş, Arius sürgüne gönderilmiştir. Ariusçuluk tamamen İskenderiye’nin ürünüdür. Ama bu inanç Mısırdan Tuna ve Ren nehirlerinin ötesine geçerek Germanik ve barbar kabileler arasında da yayılmıştır. Koptlar, Kalkedon ve sonraki hiçbir konsili Ekümenik kabul etmezler. Kalkedon kararlarını İznik amentüsüne aykırı görerek reddederler. Koptlar, insani ve tanrısal olmak üzere İsa’nın iki doğasını açıkça kabul ederler. Ancak bu doğanın tek bir bünyede, karışma, bozulma ve değişme olmadan mistik bir şekilde birleştiğine inanırlar. Papa ya da piskoposların yanılmazlığına inanmazlar, ama otoritelerini kabul ederler. Kiliselerinde renkli ikonlara yer verir ama asla heykel kullanmazlar. İslami dönemde ve özellikle halife Ömer zamanında Müslümanlar Mısıra
Doğu Hıristiyanlığı TarihiAziz S. Atiya · Doz Basım Yayın · 06 okunma
Puan vermedi·126 syf.··
2018 58. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2018 20:01
Halk kütüphanesinde rastladığım bu kitap Beykent üniversitesi tarih bölüm danışmanı olduğunu öğrendiğim Prof.Dr. Hicran Yusufoğlu'na ait.Yazar hakkında bilgi sahibi değilim ancak kitabı okuyunca Macar göçmeni olduğu hissine kapıldım nedense.Önsözde bu kitaptan önce 1395'ten 1476'ya kadar olan dönemdeki Osmanlı Macar ilişkilerini anlatan bir araştırma yaptığından bahsediyor ancak yazarın bir başka bir eserinin izine ulaşamadım nette. Kitabın dili su gibi akıyor.Oldukça anlışılır ve hikâye gibi.İçeriğe gelince biz genelde kuruluş dönemini Osmanlı merkezli okumuşuzdur.Burada Macaristan ve Balkan devletlerinde neler yaşandığına teferruatlı değinilmiş.En başta yazarın Macar kökenli olduğu hissini uyandırdığını söylemiştim. Bunun bir sebebi kitapta Osmanlı devletine ecdadımızdır diye aidiyet hissi göstermemesi.Bizim fetih olarak gördüğümüz savaşlardan istila diye bahsetmesidir.Ve bir yerde Osmanlı'nın Macaristan'ı sosyal ve ekonomik açıdan zarar verdiğine, geri götürdüğüne dair Avrupıların görüşlerini desteklemesi.Bunun haricinde kitabın tamamında yansız, hakkaniyetli bir anlatım var. Ayrıca yazarın yararlandığı kaynaklar içinde Neşri, Müneccimbaşı,Ostrogosky,Gibbons vs. gibi bilindik eserlerin yanı sıra bir tarihçi olarak isimlerini ilk kez duyduğum yabancı yazarların eserlerinden çokça bahsediyor. (Brehiere,Muralt,Razso,Halkondil,Atiya vs.) Özellikle Macar kralı Sigismund'un faaliyetleri hakkında ilginç bilgiler var.Tam Ankara savaşı esnasında bu gözü kara Türk düşmanının esir edilip hapse düşmesi Allahu Teala'nın bu milleti koruduğunun en güzel delili olsa gerek. Velhasıl bu kitabı herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim..
Osmanlı Macar İlişkileriHicran Yusufoğlu · Türk - Macar Dostluk Derneği Yayınları · 19953 okunma