Havanın soğuğundan korkmayın. Bir atkı, bir şapka takarsınız korursunuz evladınızı. Asıl insanın soğuğundan koruyalım yavruları çünkü çarptı mı kötü çarpar insanın ayazı… Çocuklarımızla İtişmeyelim İletişelim
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Müsadenizle.. Dokunduğum nokta oldukça hassas olduğundan dolayı öncelikle kendini bilen ve bahsedeceğim mevzunun tarafı olmayan kıymetli dostlarım lütfen üzerilerine almasınlar ve incinmesinler; zira yazarlık dönemimde her daim yanımda olan, bana yazarlığın lezzetini tattıran, maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen o kıymetli ve nadide insanları incitmekten imtina ederim.. Kıymet bilen dostlarımı, yol yordam bilen, sanata ve edebiyata önem veren, emeğe saygı duyan, ülkemin güzel insanlarını bir yanda tutarak; güzel memleketimin, aziz insanlarına, kitapların da bir maddi ederi olduğunu, yazarların da kitaplarından para kazanma çabalarının olduğunu, üstüne basarak bildirmek istiyorum.. Üzülerek seyretmekteyim ki büyük bir çoğunluğunuz, kitapların yazarlarına imzalattıktan sonra, teşekkür edip, koltuğunuzun altına kıstırarak götürebileceğiniz nesneler sanıyorsunuz.. Ya da birinin okuduğu bir kitabı, ''bitirince bana da ver, ben de bi okuyayım'' yaklaşımıyla baktığınız, ciltlenmiş ve iki kapağın arasına sıkıştırılmış kağıt tomarlarından ibaret sanıyorsunuz.. Yazarların o eserleri dağdan bayırdan, yabani bağlardan toplayıp, sizlere dağıtmak için getirdiği yapraklar sanıyorsunuz.. Aslında bir eser olarak bile nitelendirmiyorsunuz.. Kitapları ortalık yerlerde bedava dağıtılan paketler sanıyorsunuz.. Yazarların teşekkürle, sanatçıların aferinle, bravoyla, alkışla beslendiğini sanıyorsunuz.. Önünüze gelen ürünün oraya gelene kadar hiç bir mali harcaması olmadığını sanıyorsunuz.. Böyle düşünmüyor olsaydınız, kilometrelerce yol kat edip, cebimizden masraflar yaparak katıldığımız sosyal etkinliklerde, etkinlik alanında kurulan standları dolaşıp, parasıyla döner ekmek alıp, parasıyla yöresel peynir, çökelek alıp, parasıyla ekmek arası köfte alıp, parasıyla dondurma,
Vana yaz geldi gerçekten geldi inanamıyorum 😀mont yok , atkı yok , şapka yok , her yer beyaz değil 😀rüyada mıyım 😝
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç; Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç! Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile, Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle. Mevlâna Hayri baba artık son akşamların yaşandığını anlıyor her aynaya bakınca bu eskiyen yüz benimmi Allahım ne büyüksün sen ki sevmediğin kulunu yanına almazsın demekki geminin kalkış saati yaklaşıyor ve Habib olanın sevgilinin kavuşma vakti geliyor arkasından oğlu Rıza gelince heyt babam arslan babam gene saçlarını taramasın diyince yılların ayna ustası evlât dedi bak ayna konuşuyor sesini duyuyormusun bu sesleri gönül ehli insanlar duyabilir ancak işte bu hikmettir sesi duyup bir kitap gibi kâinatı okuyan insan için her yer ayetlerle dolu bir ibret vesikasıdır hey gidi hey dedi şöyle güzelce bir sıkıverdi torununun yanağını umut dedi onu dizine oturttu evlât biz gideceğiz sen kalacaksız olurki toprağa yanlış adım atmışızdır dedelerinin ektiği biçtiği toprağı sen geliştirecek büyüteceksin adımını besmele ile atki toprak güzelleşsin toprağa en sağlam dikilen tohun fikir tohumu ve fidanıdır o tohum sayesinde nice insan yetişir ve aynalara baktığın zaman dışını değil içini tara o tarak ilk önce niyetini düzeltsin peki dede sen ne diye dışını tarıyorsun evlât hissediyorum bir gemi yaklaşıyor bizi bu limandan başka bir limana taşıyacak dönülmez bir akşamın ufkundayız vakit çok geç olmadan sevgilimize kavuşacağız Yüzümüzde pırıltı olsun o kavuşma anı
Duygu ve Düşünce
Her Zaman Arka Planda Görünen O Kitaplığım
Aynı boydaki ve aynı yayınevine ait kitapları yan yana koymayı seviyorum. Çünkü bence böyle daha düzenli görünüyor. Bu yüzden en sevdiğim raf, yukarıdan aşağıya 3. sırada olan. Hoparlörün arkasına sevmediğim kitapları yerleştirdim. Kitapları atmak istemiyorum, o yüzden hoparlör paravan görevi görüyor. Ayrıca odanın iki ayrı ucunda iki hoparlör olduğu için müziği odaya daha dengeli dağıtıyor. Üstündeki tel sepete yünlerimi koydum. Örgü örmeyi gerçekten çok seviyorum. Kışın bir sürü atkı ördüm. Ama hava ısındıkça yünlere elim gitmiyor; çünkü havanın sıcaklığı bana örgü örmeyi anlamsız hissettiriyor. Bu yılki hedeflerimden birisi kazak örmeyi öğrenmek. Ve en sevdiğim bitki olan salon sarmaşığını rafın en üstüne koydum. Sadece görüntüsü itibarıyla değil; ne zaman dalları kopsa yeniden uzadı, ne zaman sararsa bir başka dalı yeşerdi. Böyle güçlü durduğu için onu çok seviyorum. Gelecek yıl kitaplığımı bir tık daha büyütmeyi düşünebilirim. Ama şimdilik hepsi bu kadar. ❤️
1000Kitap