Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
Dokuma Sözler | İlhan Çelik Yazar bu kitapta kelimeleri tezgâha atmış, kendi yaralarını, hatıralarını ve sorgulamalarını atkı çözgü yapmış. 45’e yakın şiir ve düzyazıyla dolu sıcak bir dokuma bu. Kitap Yaratım bölümüyle açılıyor. “Yazmaya Övgü”, “İlk Perde”, “İnsan Yaptıkça” gibi parçalarla seni hemen kolundan tutup “Hadi üret!” diye dürtüyor. Ardından Akış’a bırakıyor kendini; “Üçüncü Dönemeç”, “Geri Sayım Hayat”, “Sabah 6 - Gece 3”… Zamanın nasıl eridiğini, hayatın nasıl aktığını iliklerine kadar hissettiriyor. İçsel Arayış bölümünde ise insanın en çıplak hâliyle yüzleşiyorsun: “Tek Sesli Deneyler”, “Suskun Çağrı”, “Farkındalık Yoksunu”, “Hayallerimin Kokusu”… Okurken birden kendime döndüm, durdum ve uzun uzun düşündüm. Mevsim’le doğaya ve zamana teslim oluyorsun; Kışa İlanıaşk , Yazın İki Yüzü, Serin Huzur… Canlılar ve Doğa ile derin bir nefes alıyorsun: Özgürlük Ormanı, Renk Cümbüşü, Beyaz Nokta… İlişkiler kısmında yürek acıyor: “Bir Dosta”, “Kedere Teslim”, “Sevgili Beddua”, “Işık Getiren”… Ve Yol ve Yurt ile memlekete, köklerine dönüyor; Beyoğlu’ndan, Vapur’a, Kuzguncuk’tan Şirince Hatırasına , Memleket Manzarasında Hayat’a Bu kitapta her şey var: yaratma cesareti, iç hesaplaşma, mevsimlerin ruhu, doğanın şifası, ilişkilerin kırılganlığı ve en sonunda yurdun sıcaklığı. Hepsi ustaca örülmüş, tek bir büyük dokuma gibi. Kitap “ben büyük edebiyatım” demiyor. Ama tam da bu samimiyetiyle insanın içindeki yaratıcıyı uyandırıyor. Bitirdiğinizde elinizde kalem, defter arıyorsunuz. Çünkü yazar elimize ipliği veriyor, gerisini siz öreceksiniz diyor. “Biz ürettikçe sanat doğuyor, sanat yaşadıkça insan kalıyoruz” mottosu kitabın tam kalbine oturuyor. Siz de hazır mısınız dokumaya?
Dokuma Sözlerİlhan Çelik · Mahlas Yayınları · 20262 okunma
Puan vermedi·494 syf.··
2026 31. kitabı
#CharlesDickens #ikiŞehrinHikayesi #İşbankasıYayınları "Vakti gelince kaplanı ve şeytanı salarsın fakat o zamana dek kaplanı ve şeytanı kimseye göstermeden zincirli ve her daim hazır tut." "Eğer bir kediyi susatmak istiyorsan yapılması gereken ona süt göstermektir. Bir gün bir köpeğin avını yakalamasını istiyorsan yapılması gereken ona avını göstermektir." * * * * * * * * * Merhaba sevgili dostlar 🪽 İki Şehrin Hikayesi; sizleri daha ilk satırda Paris’in barut kokulu sokaklarına ve Londra’nın sisli yollarına davet ederken , insan ruhunun en karanlık yönleri ile en aydınlık zirveleri arasında çekilmiş dev bir halat çekme oyununa cesurca bir dalış yaptıracak.. "Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi. Umudun baharı umutsuzluğun kışıydı." kesiti ile Dickens, daha ilk baştan müthiş bir karşıtlık ile karşılarken biz okurlarını , aslında sadece bir dönemi anlatmıyor.. Bir yanda sanayi devriminin çarklarıyla ağır ağır dönen, düzenin ve bilimin şehri Londra; Diğer yanda ise açlığın, öfkenin ve yaklaşan giyotinin gölgesinde titreyen Paris... Tam bu noktada kitap, bir roman olmanın çok ötesine geçip; bir çağın röntgeni, insanlık tarihinin DNA’sı gibi , vakur bir şekilde karşımızda duruyor. Metne girdiğiniz an burnunuza sadece tozlu sayfaların kokusu gelmez.. Dickens öyle güçlü bir atmosfer kurar ki, açlık; Bu kitapta sadece mideyi guruldatan bir his olmaktan çıkar.. Ve bu sefaletin tam karşısında, halkın acısına bir altın fırlatarak karşılık veren aristokrasinin o buz gibi kibri vardır... İşte o fırlatılan altın, aslında Fransa’yı yakacak olan devrimin ilk kıvılcımı oluyor.. Bu zıtlık ağı sadece Londra ve Paris ile sınırlı kalmıyor elbette.. Yazar merceğini en derine, toplumun kılcal damarlarına kadar indiriyor..
1000Kitap
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202376,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Üçüncü Sır
Puan vermedi
"Şu hadsiz kâinâtı şenlendiren, bilmüşâhede (gözle görünen), rahmettir. Ve bu karanlıklı mevcûdâtı ışıklandıran, bilbedâhe (açıkça), yine rahmettir. Ve bu hadsiz ihtiyâcât içinde yuvarlanan mahlûkâtı terbiye eden, bilbedâhe, yine rahmettir. Ve, bir ağacın bütün hey’etiyle (yapısıyla) meyvesine müteveccih (yönelen) olduğu gibi, bütün kâinâtı insana müteveccih eden ve her tarafta ona baktıran ve muâvenetine (yardımına) koşturan, bilbedâhe, rahmettir. Ve bu hadsiz fezâyı ve boş ve hâlî âlemi dolduran, nurlandıran ve şenlendiren, bilmüşâhede, rahmettir. Ve bu fânî insanı ebede namzet eden ve ezelî ve ebedî bir Zâta muhâtab ve dost yapan, bilbedâhe, rahmettir." Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir. "Bismillahirrahmanirrahîm" de, o hakikata yapış ve vahşet-i mutlakadan ve hadsiz ihtiyacatın elemlerinden kurtul ve o Sultan-ı Ezel ve Ebed'in tahtına yanaş ve o rahmetin şefkatıyla ve şefaatıyla ve şuaatıyla o Sultan'a muhatab ve halil ve dost ol! Evet kâinatın enva'ını hikmet dairesinde insanın etrafında toplayıp bütün hacatına kemal-i intizam ve inayet ile koşturmak, bilbedahe iki haletten birisidir: Ya kâinatın herbir nev'i kendi kendine insanı tanıyor, ona itaat ediyor, muavenetine koşuyor. -Bu ise yüz derece akıldan uzak olduğu gibi, çok muhalâtı intac ediyor. İnsan gibi bir âciz-i mutlakta, en kuvvetli bir Sultan-ı Mutlak'ın kudreti bulunmak lâzım geliyor.- Veyahut bu kâinatın perdesi arkasında bir Kadîr-i Mutlak'ın ilmi ile bu muavenet oluyor. Demek kâinatın enva'ı, insanı tanıyor değil; belki insanı bilen ve tanıyan, merhamet eden bir zâtın tanımasının ve bilmesinin delilleridir. Ey insan! Aklını başına al. Hiç mümkün müdür ki: Bütün enva'-ı mahlukatı sana müteveccihen muavenet ellerini uzattıran ve senin
SözlerBediüzzaman Said Nursî · Yeni Asya Neşriyat · 20106,8bin okunma
Korkacak bir şey yok.
7/10
·208 syf.··
2026 4. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 01:24
Tam olarak olmasa da birazcık spoiler içerebilir. Çiftçi bir ailenin çocuğu olarak kitapta anlatılan anne baba kahramanları o kadar tanıdık geldi ki, hiç zorlanmadan okudum. Birinin ve onun yaptıklarının değerini, beraber yaşadığımız anların, yaptığımız her şeyin aslında ne kadar kıymetli olduğunu; hikayelerle ve küçük detaylarla kalbimize hissettiren bir anı-roman. Kaybettiğimiz kişinin ardında oluşan bir boşluk, zaman kayması, sessizleşmeyi anlatırken, yazarak ve anılarla iyileşmeyi, bu hayatta ona dair bir iz bırakmaya çabalıyor yazar. Ailemizin sürekli bir şey yapması, üretmesi, çalışması belki de bize yaptıkları sevgi gösterisi. Kimisi bunu yıllarca bahçe yapmakla, kimisi gözleri bozulmasına rağmen hala bize atkı örmekle vs gösteriyor olabilirler. Sonuçta anne babalarımız (çoğu) sert ve ataerkil bir ailede büyümüş, sevgi onlara saçları okşanarak değil somut şeylerle gösterilmiş. Bahçıvan olan babasını kaybetmesi üzerine yazdığı bu roman ölümün yalnızca bir hayatın son bulması olmadığını, kaybettiğimiz kişiye ait gelecekteki tüm zamanların, hafızamızda kalan varlık ve zamanla ilgili olduğunu da ortaya koyuyor. Yazar sadece yasını değil, ölümü anlamlı kılmayı çabalamasını da anlatıyor. Kayıpla ilgili yasını, yaşadıklarını ve duygularını sade bir şekilde anlatan yazar sadece kendi yaşadıklarıyla ve düşünceleriyle sınırlı kalmıyor. Yazar, ölüm ya da insanın sonluluğu ve yası hakkında bir çok yabancı yazarın felsefi düşüncelerini de hikayelerinin arasına ekleyerek yardım alıyor.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma
muhteşem
Puan vermedi
Adam eşi Jess ve üç çocuğu Leah, Daisy ve Callum ile ihtişamlı Viktorya tarzı bir ev satın alırlar ve taşınırlar. Eve taşındıkları gün odaları araştırmak ister ve çatı katında dolap ile kapatılmış gizli bir oda keşfeder. Bu odada eski eşyalar vardır ve bir şigonyerde gizlenmiş 7 eşya bulur. Bundan sonra Adam'ın hayatı alt üst olur. Her adımında herşey daha kötüye gider.. Cüzdan, gözlük, telefon, Rolex saat, atkı, tasma, anahtar.. Ve her eşyanın bir sahibi ve acı bir hikayesi vardır. Yazar bunları aralara dağıtmış. Tasmanın sahibini araştırır ve Maxine ulaşır. Tasmanın Maxine' in eşi Adrian'ın köpeğine ait olduğunu ayrıca Adrian'ın 20 yıl önce kaybolduğunu ve ardında hiç bir iz bulunmadığını öğrenir. Ve Maxine ile bu işin de peşine düşer.. Evi aldıktan sonra Adam işten çıkarılmış ve bunu Jess'den saklamaktadır. Borçları ödemek için bulduğu Rolex saati satar. Ama bir sorun vardır ki.. Bu 7 eşyası eksiksiz geri isteyen birileri vardır. Adam'ı ve ailesini tehdit etmeye başlar. Adam'ın cevabını aradığı bir çok soru çıkar karşısına; Bu evde neden bir gizli oda var ? Peki bu eşyaların sahiplerine ne olmuş ? Bu eşyalar neden bu gizli odada ve kilitli bir şifonyerde saklı ? Bu eşyaları eksiksiz isteyen kim ve neden ? Bu evin sırrı ne ?
Rüya EvT. M. Logan · The Kitap Yayınları · 2025164 okunma
10/10
·185 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
"İşte şehrin ucundan ortasına doğru her gün bir koşu tutturanlar; rızkının peşine düşenler bunlar. Kimi bir atölyede aman beni işten atmasınlar diye ter dökerken, bakıyorsun atölye hepten kapanmış. Kimi gündelikçi üç gün çalışır, beş gün boş gezer. Kimi kağıt toplar, kimi tezgah açar. Çoğunun yolu Rüzgarlı Pazar'dan geçer. Rüzgarlı Pazar onları besler, büyütür, umutlarını yeşertir. Bir masal bahçesi gibi kucak açar. Ulan şurada bir köşeye ben de bir tezgah atsam diye hangisi düşünmemiştir ki. Tezgahlar açılır kapanır, hikayeler masala dönüşür, rüzgarlar eser, çocuklar doğar, eceli gelen ölür." #mustafakutlu kaleminden hayat güzeldir, menekşeli mektuplar okumuş sevmiştim. #rüzgarlıpazar da ağızda ayrı tat bıraktı. Bu eserinde yazar bizleri pazar sakinlerinin hayatına tanık ediyor. Rüzgarlı Pazar'da tezgah açan birbirine sevdalı gözleri görmeyen iki genç, babası verem, gündeliğe giden annesi küçük kız kardeşleriyle hayata tutunmaya çalışan onlu yaşlarda erkek çocuk Duran, gençlere kol kanat geren atkı bere satan teyze Şapkacı Bacı, doktor lakabıyla ünlü yardımsever düşünür, zorda kalanların kurtarıcısı Battal abi, çaycı, çiçekçi ve diğerleri...Her hane içinde acı, zorluk, yoksulluk, umut, dostluk, sevgi barındırıyor. Hiç sıkmadan akıp giden sayfalar sizleri düşünmeye sevk edecek, tavsiye ederim. Reklam değil. "Yoksullar bak inanmazsınız paradan korkar. Korkak çünkü para adamı azdırır. İçin temiz olacak. Bu dünyanın ötesi de var." ~ "Hayatı şartlarla ölçmek, kıyaslarla değerlendirmek, başkalarının yaşantısına bakarak-özenerek kabul etmek, öyle olmaya çalışmak ne kadar beyhude."
Rüzgarlı PazarMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 20114,376 okunma