b.

b.
@atomikcilek
Benden açıksözlülük beklemeyin Milena. Kimse bunu benden, benim kendimden beklediğimden daha fazla bekleyemez. Evet, ellerimin arasından kayıp giden birçok şey var, muhtemelen her şey ellerimin arasından kayıp gidiyor. Ama av için cesaretlendirilmek beni teşvik etmiyor, tersine bir adım dahi atamayacak duruma geliyorum, bir anda her şey yalana dönüşüyor ve avlar avcıyı boğuveriyor. Bu kadar tehlikeli bir yoldayım işte Milena. Siz bir ağacın yanında sağlam duruyorsunuz, genç ve güzelsiniz, gözleriniz dünyanın acısını yansıtıyor. "Škatule škatule hejbejte se" (köşe kapmaca) oynar gibiyiz. Bir ağaçtan diğerine sessizce ilerliyorum, yolun ortasında bana sesleniyor ve olası tehlikelere karşı beni uyarıyorsunuz, bana cesaret vermek istiyorsunuz, güvensiz adımlarımdan dolayı endişeleniyorsunuz, bana (bana!) oyunun ciddiyetini hatırlatıyorsunuz - yapamıyorum, düşüyorum, yerdeyim artık. Aynı anda hem içimdeki korkutucu sesleri hem de sizi dinleyemem, ama ilkini dinleyip duyduklarımı sizinle paylaşabilirim, sizinle, hem de dünyada kimseyle paylaşamayacağım kadar. F.'niz.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yeter, bu sonu gelmez beyaz kâğıt insanın gözlerini yakıyor ve bu yüzden yazıyor insan.
Balkonda bir serçe var ve ona oturduğum masadan ekmek atmamı bekliyor, bense bunun yerine ekmeği odanın ortasına, yere atıyorum. Dışarıda duruyor ve oradan yarı karanlıkta hayatının yemeğini seyrediyor, yemek onu oldukça cezbediyor, serçe silkiniyor, dışarıda olduğundan çok burada aslında, ama burası karanlık ve ekmeğin yanında ben varım; gizli güç. Yine de eşiği geçiyor, birkaç zıplama ama daha fazlasına cesaret edemiyor, birden ürkerek uçup gidiyor. Ama bu acınası kuşun içinde nasıl bir güç saklıysa, bir süre sonra yeniden geliyor, etrafı inceliyor, işini kolaylaştırmak için yere biraz daha kırıntı serpiyorum. Eğer onu, bilerek ya da bilmeyerek-gizli güçlerin böyle bir etkisi vardır işte- ufak bir hareketimle ürkütüp uzaklaştırmasaydım, ekmek parçalarını alacaktı.
İnsan iki eliyle yüzünüzü kavramalı Milena ve gözlerinizin ta içine bakmalı ki kendinizi karşınızdakinin gözlerinde görün ve o mektuptaki şeyleri değil yazmak, düşünemeyin bile.
İşe yaramadığınıza hayıflanıyorsunuz. Böyle olmadığınız günler vardı ve yine olacak. Bir cümle (hangi durumda söylenmişti?) sizi dehşete düşürmüş; ama aslında gayet açık ve bu bağlamda sayısız kez söylenmiş ya da düşünülmüştür. Kendi şeytanlarınca eziyet edilen insan intikamını farkında olmadan en yakınından alır.