Aletheia

Aletheia
@atsinegi
"there's little left but to be bored or bore."
Puan vermedi·319 syf.··
2020 36. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2020 17:11
kitabı okumam tam 33 gün sürmüş. bu biraz benim tembelliğimden ama kitabın da hakkını yemek istemem, çok kötü. yazarın tezi basit: hume, din karşıtı değildi. tarihsel dinleri ilkel bulmakla birlikte doğal dine inanıyordu. deist de değildi, mucizelerin ispat edilebileceğine karşı çıkmakta, fakat mucizelerin imkanını kabul etmekteydi. üç cümleyle anlatılabilecek şeyi 300 sayfada anlatırsanız, ayrı kitap olarak yayınlanabilecek giriş bölümüyle de bir güzel şişirirseniz okumak 33 gün sürer hocam. zaten kitabı da sadece ben okumuşum. tek okuyucunuzu da kaybettiniz. selamlar.
David Hume ve Din FelsefesiMustafa Çevik · Dergâh Yayınları · 200610 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·320 syf.··
2020 18. kitabı
sedat ölçer, bu kitabında evrim kuramının ortaya çıkışını ve sonuçlarını ayrıntılarıyla inceliyor. kitapta ilk dikkat çeken şey, charles robert darwin'le özdeşleştirilen evrim düşüncesinin diğer kuramcısı olan alfred russel wallace'ın da hakkının teslim edilmesi oluyor. (buraya 2006 yapımı the fall filminde hayali darwin karakterinin keşiflerindeki en büyük yardımcısı olan maymunun adının wallace olduğunu not edeyim.) yazar, kitabına 1858 yılında linne derneği'nde gerçekleşen, darwin ve wallace'ın ortak bildirisinin okunduğu bilimsel toplantıdan başlıyor. darwin'in mükemmeliyetçiliği ve birtakım dönemsel çekinceleri nedeniyle evrime dair düşüncelerini açıklamakta geciktiğini, fakat wallace'ın, gönderdiği mektuplarından, kendisiyle aynı sonuçlara ulaştığını görünce, evrim kuramını bir arkadaşının tavsiyesiyle ortak bildiri olarak açıklamaya karar verdiğini ifade ediyor. burada darwin'in bilimsel etiğe saygısı takdiri hak ediyor. sonraki bölümlerde darwin ve wallace'ın yaşam öykülerine yer verilip evrim düşüncesine ulaşmalarını sağlayan keşif gezileri ayrıntılarıyla tasvir ediliyor. yazar aslında evrimin aslında antik yunan'dan empedokles ve demokritos'a kadar götürülebileceğini, fakat evrimin bilimsel metotlar kullanılarak bir kuram haline getirilmesinin darwin ve wallace tarafından başarıldığını ifade ediyor. bu noktada güneş merkezli evren düşüncesinin milattan 250 yıl önce gökbilimci sisamlı aristarkos tarafından ortaya atılmasına rağmen, bilimsel bir kuram olarak kopernik tarafından keşfedilmesini ya da maddenin atomdan oluştuğu düşüncesinin demokritos tarafından da savunulduğu halde, maddenin atomik yapısının ancak 18. yüzyılda yapılan deneylerle ispat edilmesini örnek gösteriyor. kitabın sonraki bölümlerinde evrim kuramı ayrıntılı bir şekilde açıklanıyor.
Evrim SerüveniSedat Ölçer · Metis Yayınları · 201319 okunma
Puan vermedi·189 syf.··
2020 15. kitabı
recep kılıç, bu kitabında öncelikle vahyin tanımı ve unsurlarını ele alıyor. vahyi büyük-küçük, tabi, özel vahiy şeklinde sınıflandırıyor. kitapta genel olarak ele alınan vahyin özel vahiy olduğunu ifade ediyor. vahyin unsurlarını ise özne, alıcı, vasıta ve vahyin neliği şeklinde gruplandırıyor. vahyi, önerme merkezli ve kişi merkezli vahiy olarak bölümlendiriyor. önerme merkezli vahiy anlayışını, 1. muhafazakar evangelik akım ve 2. katolik yeni-skolastik akım şeklinde kategorize ediyor. kişi merkezli vahiy anlayışlarını ise; 1. tarihi olay olarak vahiy modeli, 2. tanrı ile yüz yüze gelme tecrübesi olarak vahiy modeli (diyalektik model) ve 3. yeni bir farkında oluş hali olarak vahiy modeli şeklinde üçe ayırıyor. yazar, hıristiyan dünyasında geleneksel olarak modern döneme kadar revaçta olan vahiy anlayışının önerme merkezli olduğunu, kişi merkezli vahiy modellerinin aydınlanma'dan sonra ağırlık kazandığını ifade ediyor. yaptığı bütün kategorizasyonlarda richard swinburne, ninian smart gibi düşünürlerin kitaplarından büyük ölçüde istifade ediyor. schleiermacher, kant ve hume'un vahiy ve mucize konusundaki düşünce ve eleştirileri de kitapta yer buluyor. kitap yeterince sistemli değil, konuların ele alınışındaki sıralamanın karmaşık olması ve farklı yerlerde sık sık tekrarlara gidilmesi akıcılığa büyük ölçüde zarar veriyor.
Modern Batı Düşüncesinde VahiyRecep Kılıç · Ötüken Neşriyat · 20194 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2020 13. kitabı
akdemir, plantinga'nın analitik felsefesini onun tanrı inancının rasyonelliği ve kötülük problemi konusundaki düşünceleri örnekleminde incelemektedir. buna göre plantinga klasik temelciliği eleştirip reformcu epistemoloji olarak bilinen bilgi anlayışını geliştirmiştir. kötülük problemine karşı geliştirdiği özgür irade savunması ile de günümüz felsefesinde kendisine önemli bir yer edinmiştir. plantinga'nın reformcu epistemolojisini özetleyecek olursak; 1. klasik temelcilik bir inancın kanıtlanmaya ihtiyaç duymayan temel bir inanç sayılabilmesi için bir ölçüt geliştirmiştir. antik temelciliğe göre bir inanç eğer kendiliğinden ya da duyulara apaçık ise, modern temelciliğe göre ise kendiliğinden apaçık ya da yanlışlanamaz ise temel sayılır. plantinga bu anlayışı dar ve sığ olmakla itham eder, ona göre bizim temel olan daha birçok inancımız vardır. ikinci olarak plantinga klasik temelciliğin tıpkı delilci itiraz gibi kendi ölçütüne uymadığını, bu nedenle kendiyle çelişik olduğunu savunmaktadır. 2. plantinga tanrının varlığına dair klasik delillerin iman etmek için gerekli olmadığını, fakat bu delillerin kişinin zaten sahip olduğu inancı destekleyebileceğini savunur. fakat yine de ona göre tanrı inancı delillendirilmeye ihtiyaç duymayacak kadar açık olan, fıtri ve temel bir inançtır. 3. plantinga'nın upuygun temel inanç düşüncesi reidian epistemoloji ve calvinist teolojinin etkisi altındadır. thomas reid, bizim akıl ve muhakeme yetilerimiz dışında bilgi ve inanç üreten başka bilişsel yetilerimiz olduğunu, bunların hepsine birden sağduyu (common sense) denilebileceğini ve bir inancın yanlışlığı kanıtlanana kadar doğru olarak kabul edilmesi gerektiğini savunur. en önemli protestan reformculardan biri olan john calvin ise insan aklının vahiyden destek almaksızın gerçek
Alvin Plantinga ve Analitik Din FelsefesiFerhat Akdemir · Elis Yayınları · 20075 okunma
Puan vermedi·211 syf.··
2020 11. kitabı
kitap bertrand russell'ın 20. yüzyılın ilk yarısında farklı tarihlerde yayımladığı deneme ve makalelerinden oluşuyor. yazıların hepsi onun hıristiyanlıkla ilgili görüşlerine ayrılmış değil. kitapta özelde hıristiyanlığın, genelde ise dinin tutarsızlığı ile tarih boyunca toplumlara verdiği zararların yanında, aile politikaları, doğum kontrolü, akademik özgürlük, cinsel eğitim gibi pek çok konu ele alınıyor. russell'ın bu konulardaki bazı görüşlerini özetlemek gerekirse: *russell, hıristiyanlığın dogmalarının akıl değil, duygulara hitap ettiğini, insanları sevgiye değil, korku, nefret ve intikama teşvik ettiğini savunuyor. *ideal yaşamın edimselliği içeren bir sevgi ve bilgiyle gerçekleşebileceğini söylüyor. *hem ahlak hem de ekonomik anlamda gelişme gösterebilmesi için toplumda doğum kontrolünün yaygınlaşması gerektiğini savunuyor. *mutlu olma sanatı kitabında da savunduğu düşünceleri tekrarlıyor ve bugün aile kavramının çözüldüğünü, cinsiyet rollerinin günün şartlarına göre yeniden belirlenmesi gerektiğini söylüyor. ataerkil toplumun çocuğun babası olduğundan emin olmak isteyen, bu nedenle kadını kontrol altında tutan erkekler nedeniyle ortaya çıktığını, bugün ise sosyal devletin bir babanın işlevini yerine getirebilecek nitelikte olmasından ötürü geleneksel evliliklerin işlevini yitirmekte olduğunu savunuyor. *çocuklara açık bir cinsel eğitimin verilmeyişinin ve dini kaygılarla küçük yaşlardan itibaren günah duygusunun aşılanmasının toplumdaki kötülüklerin ve sapkınlıkların en önemli sebebi olduğunu düşünüyor. russell'ın cinsellik üzerine analizlerinde freud'un çalışmalarından açıkça etkilendiği görülüyor. *russell her ne kadar bir din düşmanı olarak bilinse de aslında bir agnostik olduğunu ifade ediyor.
Neden Hıristiyan DeğilimBertrand Russell · İlke Kitap · 1996231 okunma